Home / Fikir Kileri / Ayrılık Acısı vücuda ne yapar?

Ayrılık Acısı vücuda ne yapar?

Ayrılık acısı çekmek bedeni yakan kimyasal zincirin izini nasıl oluşturur? Anlatayım.
Aşk bitti, ayrıldınız! İçiniz paça pencik.

Tam kaburganızın altında çöreklenmiş bir hayalkırıklığı.
Kıymetinizin bilinmediğini, sevginizin heba edildiğini düşündükçe stres yumağına dönüşüyor, özlemekle öfke arasında gidip geliyorsunuz.

Artık size serotonin salgılatan “”o”” yok! (mutluluğu salgılatıyordu ya…)
Ne doğru dürüst yemek yiyebiliyor, ne uyku uyuyabiliyor ne de hayata karışabiliyorsunuz…
Kalbinizin bir yani “pişman olup dönecek” diyor,diğer yanı “böyle sürecekse hiç sürmesin”.

Ortada şeytan!
Dünyada “o”ndan başka kimse yok ki diyor. Oysa var!
Bu bir süreç, geçecek. Sonrasında, hangi tarafın içinde bir “keşke” sözcüğü kalır bilemeyiz. Ama ayrılık acısı geçene kadar bedeninizde kimyasal dengenin nasıl alt üst olduğunu, duyusal düşüş “AŞKIN BİTMESİYLE” vücudunuzdaki biyolojik değişimin nasıl sağlığınızda deprem yaptığını bilin.

Kalbiniz daha hızlı atıyor, sindirim sistemi allak bullak, ağzınız kuruyor. Aklınızı toparlayamıyorsunuz. Mutsuzluk had safhada. Ölecek misiniz? Hayır.

Stres ve sıkıntıyla önce beyniniz savunmaya başlıyor ve böbrek üstü bezlerinin adrenalin salgısını artırıyor. Dolayısıyla tansiyonunuz yükseliyor.
Karaciğer hemen görev başına koşup emir veriyor: “Derhal glikoz pompalansın!”
Çünkü kötü günler için (!) stokladığınız yağların trigliserid ve enerjiye dönüşmesini gerekiyor.

Yağlar hareketlendiğinde, göbeğinizde veya karaciğerinizin çevresinde birikiyor.
Al sana şişmanlık kaosu ve vücudun kimya laboratuarı olan zavallı karaciğerin hıçkırıkları! 

Beyin durur mu? Hayatta kalmanız için elinden gelen her komutu sırasıyla bedenin bölge müdürlerine iletmeye devam ediyor.
Aslolan sizin yaşamanızdır!
Stres karşısına neleri sağlaması gerektiği milyar yıldır DNA’nıza işlenmiş bir kere.

İnsanoğlu belki bir aslanın önünden kaçarken, belki parçalamak için bir tavşanın üzerine atlarken, belki bir ağaçta düşmemek için tutunurken tüm bu komutlar aksamadan verilir.

Bu sebeple “dolaşan kan” diğer organlarınızdan çekilir kaslarınıza gönderilir:
Organlarınıza daha az kan gittiği için ülser gibi hastalıklara davetiye yollandı bir kere!
“Kaç veya saldır” bu size kalmış…

Alarm!
Hipotalamusunuz emir veriyor: “Çabuk ACTH hormonu salgıla!”
Anneciğim bu da ne? Bu bir hormon!
ACTH (adrenokortikotropik hormon) böbreküstü bezlerinden kortizon ve benzeri hormonların salgılanmasına neden oluyor.
Eeee? 

E’si, işte bu salgılar sebebiyle öğrenme-algılama yeteneğiniz cılızlaşıyor, sinirli, kızgın, belleği zayıflamış ve yorgun oluyorsunuz. Uzun süre bu durumda kalırsanız da depresyon başlıyor.

Eğer sevgilinizle ayrılık öncesinde de ciddi bir kavga/didişme süreci geçirdiyseniz stres kronik hale geliyor. Vücut direnciniz mahvoluyor!
Hastalıklara “”gel buyur, yerleşebilirsin”” teklifidir bu.

Boşuna eskiler “ayrılık acısından verem oldu” dememişler!

CREATOR: gd-jpeg v1.0 (using IJG JPEG v62), quality = 90

Uzun süreli stres, kalp, damar, üst solunum yolları hastalıklarına yakalanma riskinizi 3-5 kat artırıyor.
Ayrılık acısı çeken bir kişinin, sadece tükürüğündeki hormon yoğunluğunu ölçerek bile vücudunun nasıl bir kimyasal yıpranma içinde olduğunu görebiliyorlar.

Bir bilim dalı olan “psikonöroimmunuloji”yi yabana atmayın. =>  Ruhunuz ne kadar acı çekerse, bedeniniz de o kadar erir!
Belki vücudunuz, kendinizi “en az, âşık olduğunuz kişi kadar” sevmenizin gereğini anlatmak istiyor.  Beni de sev diyor.

Aklınızı toplayın, stresle baş edin yoksa yaşayamazsınız.
Bu da geçer! Zaman her şeyi onarır, ama acının tam ortasındayken bunu size anlatmak imkânsızdır biliyorum.
Siz önemlisiniz!
Siz kendinizi sevmezseniz başkasından sizi sevmesini nasıl istersiniz?

                                                            Andrea And – Ayşenur Yazıcı 2013

Yazarın notu: %30’unun depresyonda olduğu açıklanmış bir ülkede, “kendinizi de sevin” demenin en tatlı yolu sanırım aşk acısı üzerinden bedeninizin ölümünü anlatmaktı. Bir de o şehit analarının ayrılık acısının nasıl ana bedenini erittiğini düşünün…Allah kimseye dert vermesin.

 

About Aysenur

Check Also

Hayatı olduğu Gibi Kabul Edin

    Hindistan’dan  4 Kural  İlk kural :” Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir