İz Bırakan Salyangozlar

Photo By Isis França

 İz Bırakmak…

Photo By Isis França

 

Dünya,koskoca evrende minik bir nokta. Hatta kocaman bir bahçede, tek bir çimenin içindeki yeşil renk hücresi kadar mini minnacığız Birbirimizin özelliklerini taşıyan küçük parçacıklarız aslında.
Tamamın özü içimizde bir atom! 

Birbirimiz arası elektron alışverişinde geçirdiğimiz süreye de “ömür” diyoruz. Kendimizi atom içindeki nötron sanarak yaşadığımız, aslında biz olmazsak hiçbir şeyin olmayacağını bilmeden sürüklenip gidiyoruz.

Sürüklenirken geçtiğimiz her yerde bir izimiz kalıyor. Tıpkı bir salyangoz gibi Hepimizin ardında bir iz var. Yaşadığımız,gezdiğimiz her mekân da bizden izler kalıyor. Dokunduğunuz bardak, adımladığınız kaldırım, ayrıldığınız sevgili, taşındığımız mahalle, çöpe attığımız portakal kabuğu, çiçeğe verdiğimiz su, sobada yaktığımız odun, doğurduğumuz evlat,söndürdüğümüz sigara Sizin yaşayıp geçtiğiniz zamanda yok edilmez izler olarak kalıyor. Ne siz bunun farkındasınız, ne sizden sonra o atığın üzerinden geçen kişiler.

Ağaç dallarına çaput bağlamak, mahalle duvarlarına, beton döküldüğünde ayak izi yapmak, otobüs koltuğunun arkasına tükenmez kalemle gereksiz bilgiler oymak, okul sıralarına şekiller, isim kazımak, bahçenin yol kenarlarına gül fidanları dikmek, kazak örmek, yastığa nakış yapmak, hatıra defteri tutmak, dövme yaptırmak, heykel, tablo yapmak, bir anıtın önünde fotoğraf çektirmek  

 Ağacın gövdesine ismini kazımak, bir mektubun üzerine dudak izi çıkarmak, banklara piknik hatırası tarih atmak, ağaç dikmek, plaket almak, buluş yapmak, bir gemiyi suya indirmek, örnek olmak için çalışmak, holding kurmak, varisler yetiştirmek, ilaç keşfetmek, moda yaratmak, sevilmeyi istemek

 Yollarımız ayrıldığında onların bizde bıraktığı izi şiir yazarak anlatırız. Gözyaşıyla temizleriz. Ama hepimiz sevdiklerimizin hayatında iz bırakmış olmak isteriz.

 Çünkü kavga ettiklerimizin hayatında bıraktığımız ize “iz” değil kin diyoruz. Yaldızlı bir iz bırakmak varken, kim arkasında kurum rengi bir iz bırakmak ister ki?

 Sözün kısası, bir ağaca isim kazırken içgüdüsel olarak yaptığımız eylem, aslında hayatımızın özü sebebiyledir. Tüm canlılar “beni fark et, beni sev” diye titreşerek yaşar. Özümüz yaradandır. Milleti, dini, sosyal durumu, bir bacağının olup olmayışı, konuştuğu dil hiç önemli değildir. Öz!

Atom, Yunanca “bölünemez” anlamını taşır. O bölünmeyen mini minnacık özün çekirdeğinde işte, biz varız. Hepimiz!
Atomların birleşerek bir madde olduğu bu evrende hepimiz o minnacık parçanın bir ışığını bırakarak geçip gidiyoruz

Birbirimizin izlerini. Küskün izlerin siyah rengi, sedefli parlak izlerde yok olsun dileğimle, bütün olmama sebep olan, yardım eden -tanıdığım tanımadığım-herkese sevgiyle…

                                                18 Mart 2012    Muazzez   

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Yazılar
Afalina Bozkurtlar Buart