<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muazzez&#8217;İn Günlüğü &#8211; Ayşenur Yazıcı</title>
	<atom:link href="https://aysenuryazici.com/kategori/muazzezin-gunlugu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://aysenuryazici.com</link>
	<description>Ayşenur Yazıcı İle Bedava Hayat Dersleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Jul 2023 21:03:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2021/07/cropped-cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Muazzez&#8217;İn Günlüğü &#8211; Ayşenur Yazıcı</title>
	<link>https://aysenuryazici.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İçi Yarısına kadar Su Dolu Kapkaranlık Bir odaya Gönüllü Girip 1,5 Saat kalmak Nasıl bir Duygu?</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/ici-yarisina-kadar-su-dolu-kapkaranlik-bir-odaya-gonullu-girip-15-saat-kalmak-nasil-bir-duygu/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/ici-yarisina-kadar-su-dolu-kapkaranlik-bir-odaya-gonullu-girip-15-saat-kalmak-nasil-bir-duygu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jul 2023 21:03:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[benefits]]></category>
		<category><![CDATA[chalong]]></category>
		<category><![CDATA[floating tank]]></category>
		<category><![CDATA[John Cunningham Lilly]]></category>
		<category><![CDATA[Phuket]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Feynman]]></category>
		<category><![CDATA[scared]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://aysenuryazici.com/?p=4774</guid>

					<description><![CDATA[Gönüllü olarak gidip kendimi karanlık, içi yarısına kadar su dolu 1,5X1,5 metrelik bir odaya koydum. Floating Tank bunun&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Gönüllü olarak gidip kendimi karanlık, içi yarısına kadar su dolu 1,5X1,5 metrelik bir odaya koydum. Floating Tank bunun adı&#8230; Giriş kapısını üzerime kapattılar. Her yer birden zindan gibi oldu. <br>Kendi nefes alışverişimi duyarken ayaklarımın metal duvarlara değdiğini fark edip karnıma doğu çektim. Hiçbir şey görmememe rağmen gözlerimi kocaman açarak bir şeylerden emin olmaya çalışıyor. Boynumdaki damarlardan kanın akışını kalbimin sesini duvarlarda hissediyordum.<br>Koku duygumun birden çok arttığını hissettim. Görme duyusu olmadığından kulaklarım ve burnum turbo çalışıyordu sanki…<br>Suya katılmış olan “epsom salt” aslında içeriği Serotonin hormonunun salgılanmasına yardımcı bir inorganik tuz. İçinde sırtüstü yüzdüğüm bu hapis odasındaki suya o kadar yoğun tuz katılmış ki bedenim suyun üstünde duruyor. Batmıyorum. Yerçekimi yok adeta.<br>Gözlerimi ovuşturduğumda ıslak parmaklarımdaki tuzun yoğunluğu sebebiyle yanmaya başladı. Etrafta tatlı su yok ki sileyim! Tükürüğümü alıp gözlerime sürdüm. Sızlama azıcık geçti.<br>Gözlerimden yaşlar akarak sırtüstü uzandım ve kendimi karanlık tabutun içine teslim ettim.  <br>Annemin karnında da yalnızdım, karanlıktı. Sıcaklık 37-38 dereceydi. Üşümüyordum. Yüzüyordum. Ama huzur doluydum.<br>Yok. Buna benzemiyordu yaşadığım. Tek kişilik hücrelerde günlerce güneşsiz ve sessiz kalan insanları düşündüm. Kendimi kötü hissettim.<br> Telkine başladım. Bu tabuta kendin gönüllü geldin. Su içinde karanlıkta kalmayı deneyimlemek istedin. O halde sakince suya bat ve nefesine odaklan dedim.<br>Kimsin? Dünyada ne yapıyorsun? Şanslı olduğun alanları düşün.<br>Ne kadar az ömrüm kaldığını hissettim birden. Zamanın çok hızlı aktığını. Yapacak ne kadar çok işimin olduğunu. Yazacak ne çok romanım olduğunu düşündüm. Biraz sakinleştim. Magnezyum sülfat etkisini göstermişti belki.<br>Sonra birden sevgilimin bana, beni ilk kez görüyormuş gibi bakışını ve “git, seninle sevgili olamayız” deyişini kapıyı çarpıp çıkışını hatırladım.<br>Tuzlu suyun içinde arka üstü yatarken gözyaşlarım kulaklarıma aktı, silmedim. İç çektiğimde metal tabutun içinde yankılandı. Korkum kalmamıştı. Ama içimde çok garip bir sızı vardı. Sevilmemiş olmak sızısı. Olduğun gibi sevilmek.<br>90 Dakika tamamlanıp kapak açıldığında annesi tarafından terk etmiş ve ağlamaktan bitap düşüp uyuyakalmış bir çocuk gibi uyandım.<br>Bu karanlık odaya niye girdim? Bunun insana iyi geldiğini söyleyen kim? Neden dünyanın her yerinde floating tank denilen bu garip yerler var? Anlatayım.<br><br><img fetchpriority="high" decoding="async" width="400" height="284" class="wp-image-4775" style="width: 400px;" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/John-Cunningham-Lilly.jpg" alt="" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/John-Cunningham-Lilly.jpg 628w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/John-Cunningham-Lilly-300x213.jpg 300w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/John-Cunningham-Lilly-380x270.jpg 380w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /><br></p>



<p>John Cunningham Lilly adında bir sinirbilimci/psikanalist adam 1950’lerin başında izolasyon tankı denilen dış dünyayla tüm uyarılarınızın kesildiği bir tank icat etti.<br>Bu adam hem filozof hem mucit hem doktor.<br>Akıl sınırlarını zorlayan, karanlık, ses geçirmeyen, içinde nefes alarak uzanabileceğiniz bir <strong>su dolu tankta duyular kapanmış halde kalmanın insanı iyileştirdiğini ve içine bakmaya yönlendirdiğini iddia ediyor.</strong><br> İddia ediyor diyorum çünkü ben klostrofobisi ve niktofobisi olmayan biri olarak 90 dakika bu tankta yaşadıklarımdan böyle bir sonuç çıkartamadım. Çıkartamadığım gibi çok gergin ve karışık bir kafayla dünyaya geri döndüm.<br><br>Bu tank şöyle bir şey: Büyük bir kabinin içinde yarıya kadar vücut sıcaklığında İngiliz tuzu katılmış su dolu, hiçbir şey görmeden ve duymadan kaldığınız bir bidon gibi düşünün.<br>İnternette size gösterilen modern beyaz , pleksiglas yandan pistonlu yumurta şeklindeki kabinler yerine metalden yapılmış, yandan yukarı açılan denizaltı kapağı gibi girişi olan,  küp şeklinde bir kabine girdim.<br> İçerisi simsiyah boyalıydı ve bacaklarımı uzattığımda duvarlarına değdiği için rahat değildim.<br><br><img decoding="async" width="500" height="253" class="wp-image-4776" style="width: 500px;" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Flotation_Tank_Isolation_Tank.jpg" alt="" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Flotation_Tank_Isolation_Tank.jpg 912w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Flotation_Tank_Isolation_Tank-300x152.jpg 300w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Flotation_Tank_Isolation_Tank-768x389.jpg 768w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Flotation_Tank_Isolation_Tank-380x193.jpg 380w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Flotation_Tank_Isolation_Tank-800x405.jpg 800w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /><br>Neyse,<br>Lilly, bu deneyin adına R.E.S.T diyordu. Restricted Environmental Stimulation Technique yani “Kısıtlı Çevresel Uyarım Tekniği”<br>İspatlamak istediği şey derin benlikle buluşup zihin ve ötesini görmekti.<br>Kafayı buna takıp, “kozmik bilinç veya metafizik bilinç yükseltme teknikleri bütünü” olarak ancak kısaltabileceğim bir eğitim için Şili’deki Oscar Ichazo’nun eğitimlerine katılmış.<br>Sonrasında galaktik ve kozmik tesadüfler arasında gidip gelen düşüncelerini yazıp savunmuş, aklın sınırı yoktur derken beden dilinin sınırlarını ispatlamaya çalışmış.<br><strong>Sofizme</strong> ucundan değinmiş, <strong>Budist </strong>meditatif bilinç haline ulaştığını söylemiş, ama psikoaktif ilaçlar da kullanarak yaptığı tank deneyimleri sonucunda kozmik varlıklara ulaştığını söylemiş birisi…<br><br>Hayatını deney tahtası yapmış. Bilinmezlik içinde tıbbı, metafiziği fizik kurallarıyla kullanmaya ömrünü vermiş bu bilim adamı Lilly hakkında çok fazla şey bilmiyorum. Ama Zekanın iki farklı biçimi arasındaki çatışmayı anlatmak için kurduğu bu tank deneyimi “duygusal yoksunluk” üzerine kurulması çok ilgimi çekti. Denemekten bir şey çıkmaz dedim. Denedim.<br><br><img decoding="async" width="500" height="346" class="wp-image-4777" style="width: 500px;" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Richard-Feynman.jpg" alt="" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Richard-Feynman.jpg 569w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Richard-Feynman-300x208.jpg 300w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/Richard-Feynman-380x263.jpg 380w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /><br><br>Nobel ödüllü, nanoteknolojinin gurusu <strong>Richard Feynman</strong>, bilinci incelemek için esrar ve ketamin de alarak Lilly’nin tankını kullanmış. Ölmemiş.  Kitabında uzun uzun bahsetti. Yorumladı.<br>Ama Amerikalı “yaşam uzatma” (!) aktivisti Harun Traywick 28 yaşında bu tanka ketamin alarak girdi. Ölüsü çıktı.<br><br>Şimdi bunları niye anlattım: Deneyim güzel bir şey. Ama her ruhun narinliği, bu deneyimi yaşadığındaki sıkıntı ve sevinçleri aynı değil. Herkesin bu tank deneyiminden mutlu bir meditasyon ve içe bakma ile çıkabileceğini sanmıyorum. Laboratuvar şartlarında bile “normal şartlar altında” ibaresi konularak sonuçlar not edilir. Normal şartlar ifadesi, bir reaksiyonun şartlarının kontrol edilebileceği ve karşılaştırılabilir sonuçlar elde edilebileceği anlamını taşır.<br>Bu tanka giren ruhların hepsi farklı şartlara sahipler, basınç ve ısı alanına karanlıkta giriyorlar ve hepsinden aynı huzurla arınmayı beklememek gerekir. Bu benim düşüncelerim.<br>Yine de Tayland Phuket gezim sırasında masaj salonlarını teknik öğrenmek için tek tek turlarken chalong floating tank ile tanıştığım için pişman değilim. Bir daha girer misin derseniz hayır. Teşekkür ederim. 90 dakika 1500 baht (bin tl civarı)<br>Ama şunu söylemeden de yazımı bitirmek istemiyorum: Deneyimini yazan binlerce insan var internette. Benim gibi farklı hissedenler de var. Herkes arınmış “her şey çok güzel havasında” çıkmıyor oradan. Bilimsel olarak %100 kanıtlanmamış sadece 51 kişi üzerinde test edilip &#8220;evet valla insanı iyileştiriyor&#8221; denilen metodlara inanamıyorum. Kusura bakmayın.  Her insan farklı dünyadır.                                                                                              (01.Mart.2023)<br><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="300" class="wp-image-4778" style="width: 400px;" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan.jpg" alt="" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan.jpg 1200w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan-300x225.jpg 300w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan-1024x768.jpg 1024w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan-768x576.jpg 768w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan-200x150.jpg 200w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan-260x195.jpg 260w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan-380x285.jpg 380w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan-800x600.jpg 800w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/07/chalong-dukkan-1160x870.jpg 1160w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /><br>Chalong Phuket Floating Tanks</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/ici-yarisina-kadar-su-dolu-kapkaranlik-bir-odaya-gonullu-girip-15-saat-kalmak-nasil-bir-duygu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Terk Eden Sevgilinin Hayatına Yeni Gelecek Kıza notlar</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/terk-eden-sevgilimin-hayatina-yeni-gelecek-kiza-notlar/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/terk-eden-sevgilimin-hayatina-yeni-gelecek-kiza-notlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 19:08:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşamamak]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[bugün 15 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[sebepsiz]]></category>
		<category><![CDATA[sevgilimin yeni sevgilisi]]></category>
		<category><![CDATA[terk eden sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[yargılamak]]></category>
		<category><![CDATA[yıldönümü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://aysenuryazici.com/?p=4755</guid>

					<description><![CDATA[Çekip giden sevgilimin hayatına hoş geldin güzel kız!Güzel olman yetmez, eğer akıllı da olmasaydın onun ilgi alanına girmezdin.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çekip giden sevgilimin hayatına hoş geldin güzel kız!<br>Güzel olman yetmez, eğer akıllı da olmasaydın onun ilgi alanına girmezdin. Akıllı olman da yetmez, becerikli, yaratıcı, sıra dışı, dik duran, kendi karakteri oluşmuş, tarih, biyoloji, psikoloji, teknoloji, sosyoloji konularında da bilgili olman gerekir. <br>Ha bir de çok zengin bir ruha sahip olmalısın!<br>Ürettiğin “dişe değer” bir şeylerin olmalı geçmişinde. Yoksa iki gün, bilemedin 2 ay sonra seni de terk edecektir. Ya da senin terk etmen için elinden geleni yapacaktır. Bunu unutma. O, beynine de çekim duyar. Bedenin geçici keşif alanıdır.<br>Çabuk sıkılır, gün içinde birçok kez huyu değişir, olmadık zamanlarda uykusu gelip uyur kalkar. Baharat ve organik salça almayı sever. Bir de Pink Floyd’u… <br>Çok dağınıktır. Evin her köşesi içeride at koşturmuş gibi karmakarışıktır ve bundan rahatsız olmaz. Sen de olmamayı öğreneceksin.<br>Gülmek istediğinizde neşeleneceği en güzel klip “bana kitap al” videosudur. Her seferinde ilk kez duymuş gibi gülersiniz. Güzeldir.<br><br>Eğer onunla yola çıkmaya karar verdiysen ya da masum cam gibi gözlerine ve korkunç zekasına hayran olduysan (sapyoseksüel isen) ilişkiniz boyunca bazı konularda çok büyük bir sınav vereceğini çelik gibi sinirlerin olması gerektiğini şimdiden sana duyurayım.<br>Tabii eğer onun hayatına bir eskort kız olarak girmediysen… Yani parasını ödeyip, istediği her şeyi yapman, hazmetmen ve fikrini beyan etmeden itaat etmen için bir ücret alıyorsan sana bir şey diyemem. Mesleğindir. Her şeyin bir bedeli olduğunu sen benden daha iyi bilirsin.<br>Ama kalbin ona baktığında sonsuz sevgiyle doluyorsa, yanında kendini çok mutlu hissediyorsan, haftadan haftaya değişen huyuyla veya ısrarla koyduğu teşhisleriyle seni deli etmiyorsa kal tabii yanında. Mutlu olun diliyorum. <br><br>O, “senin babanla ilgili sorunların var” diyorsa ve sen “hayır babamla hiçbir alıp veremediğim yok öldü gitti hesabımız çoktan kapandı. Affettik birbirimizi” diyorsan kavga edeceksiniz.<br>O senden iyi biliyordur.<br>Herhangi bir whatsup yazışmasında sana durup dururken “ben senin baban değilim” diyorsa, ama hep “güzel kızım benim” diye başını seviyorsa, veda hutbesinde hitap ederken Güzel kızım diye başlıyorsa şaşkınlığa düşme. <br>İnatla senin babanla problemin olduğunu sanacak ve asla verdiğin cevabı umursamayacaktır. Yine de onu sev. Sevilmeyi hak ediyor ve iyileşecektir. İnan.<br>Mesela bir konuşma şöyle gelişirse:<br>&#8211;<strong>Hey kuzum</strong><br>efeeem<br>&#8211;<strong>Ben seni yargılamıyorum hiçbir konuda bunu söylemek istedim</strong><br>Bazen yargılıyorsun ama bunu yazışarak konuşmasak lütfen?<br>&#8211;<strong>İstemiyorum diyelim o zaman yargılamak, ama psikologla konuşalım. Yargılamadan nasıl konuşabilirim lütfen yardım diyecem</strong><br><br>Bu konuşmanın ardından “sen hiç karşılıklı konuşmuyorsun” der. Diyebilir. Ama konuşmayan odur. O yazışmayı sever. Yazışarak duygu aktarımı her zaman eksiktir. Hele bu whatsup çağında. <br>Şu ölümlü dünyada birbirinizi en iyi iletişim şeklinden” konuşmaktan” alıkoyarsanız saplanıp kalırsınız. Ve sen de senden sonrasındaki hayatına girecek kız için, şu an yazdıklarıma benzer şeyler yazıp aktarmak zorunda hissedeceksin.<br><br>Yargılamam der ama yargılar. Tahammül edeceksin. Zaten seviyorsan sorun olmaz. Da, git gide bu kaos seni de üzmeye başlar. <br>Bir gün, evinden 7.700 km uzaklıkta tatildeyken, sana, seyrettiğin videodaki kişiden rahatsız olduğu için “biz asla sevgili olamayız” deyip kapıyı çarpıp otel odasından çıkıp gidebilir! <br>Çöl ortasında bir çalı gibi, kendini 2000 dolar limitli kredi kartınla ortada yapayalnız bulabilirsin. Havalimanında ülkeye dönüş için tek bir koltuk bile bulamayınca, onun önerisiyle uzman bir danışmana gitme kararı verip otele dönebilir, kalan son bir haftayı “hiç bu yaşanmamış gibi” geçirebilirsiniz.<br>Dönüşte, ilişki danışmanına gitmeye karar verebilirsiniz. Çok güzel.  Aşama kaydedeceksiniz. Çünkü birbirinizi seviyorsunuz ama anlaşamıyorsunuz. Bir şey ters ama ne? <br>Birbirinizin hangi cümlelerini yanlış anlıyorsunuz Dr size yardım edecektir. Dr. Psikiyatriste birkaç seans gidebilirsiniz. <br>Ama sonra birden bu konu kapanır ve bir daha adı bile anılmaz terapistin. <br>Sen de ister istemez, son konuşmanızda “ama bunu psikoloğa söyleme sakın” dediğini düşünürsün. E nasıl derman bulacağız?<br>Psikiyatristten yardım alma konusu da böylece kapanır. <br>Sorunlarınızla baş başa kalırsınız. En güzeli hiç konuşmamak, o zaman sorun da olmaz diye düşünme. <strong>Gömdüğün her soru tohumu ağaç olarak karşına çıkacaktır.</strong><br><br><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="334" class="wp-image-4756" style="width: 500px;" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/cift.jpg" alt="" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/cift.jpg 873w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/cift-300x200.jpg 300w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/cift-768x513.jpg 768w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/cift-380x254.jpg 380w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/cift-800x534.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /><br><br>            Birbirinizi ilk tanımaya başladığınız haftalarda sabaha kadar 5-6 saat telefonda oradan buradan konuşabilirsiniz. “Benim bir işi halletmek için bir günlüğüne Ankara’ya gitmem gerekebilir” dediğinde sakın ama sakın “ben de geleyim orada eski arkadaşlarımla görüşürüm, dönüşte buluşup döneriz filan deme! Ertesi gün “Ankara’ya gideceğimi nereden çıkardın uydurma” diye seni boşluğun ortasında bırakabilir. Dert etme. Sevilmeyi hak ediyor ve gitgide iyileşecektir.</p>



<p>Çok bonkördür, ama basit bir çiçek almayı asla düşünmez mesela. Tek bir çiçeği kırdan koparıp sana “al” diye sunmayı bilmez. Yanlış anlama bu, onun seni sevmediği anlamına gelmez. Sadece tek bir çiçeğin kadın ruhunda nasıl bir sihir yarattığını bilmiyordur ondan. Sorun etme diyeceğim ama yani bu da bir erkeğe söylenmez ki! Bana kırdan bir çiçek koparıp versene denilir mi ?<br><br>Çok şekerdir. Sürpriz hafta sonu planları yapmayı sever. Ama yemeğe gideceksiniz diye süslenip, kuaföre maniküre filan gidip şıkır şıkır giyinip (seni evden almaz) kendin onun evine gittiğinde “ya bugün hiç havamda değilim evde yiyelim” diyebilir. Bunu birkaç kez yapabilir. Sakın hüzünlenme.  Olabilir.<br>Evliya sabrın varsa sorun yok. Ama her buluşmanın ardından bir daha o evin kapısından içeri hiç girmeyecekmişsin gibi çık o evden! Gecelik, tişört, makyaj malzemesi, terlik filan götürme.   <br>Çünkü akşama kafasındaki herhangi bir sebepten kavga edebilir ve ayrılabilirsiniz. 4-5 Gün sessizlikten sonra sana “küs müyüz?” diye bir mesaj bile atabilir.    <br> <br>Güzel kız,<br>İç çamaşırların güzel olsun. “Erkekler biraz görseldir” cümlesini o kurmuştur ve evrensel bir doğrudur. Güzel iç çamaşırları, gecelikler filan al. Sana yakışan kalitede olsun. <br>Trendyol’daki çakma Çin malı olanlardan Penti’den filan değil. Kaliteli, mesela Victoria Secret’ten veya La Perla’dan.<br>Umarım bunları karşılamak için yeterli gelirin vardır. Gerçi eskort isen zaten mesleki yatırım olarak bunları biliyorsundur. <br>Ama onu gerçekten sevmiş biriysen sana tavsiyem beden ölçülerini ver. O alıp sana sürpriz yapabilir. Unutursa da hatırlatma. Demek ki umursamıyordur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="576" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/Robert-Collins-dance.jpg" alt="" class="wp-image-4757" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/Robert-Collins-dance.jpg 576w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/Robert-Collins-dance-300x300.jpg 300w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/Robert-Collins-dance-150x150.jpg 150w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/Robert-Collins-dance-80x80.jpg 80w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/Robert-Collins-dance-110x110.jpg 110w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/Robert-Collins-dance-380x380.jpg 380w" sizes="auto, (max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>



<p>Tango kursuna yazılabilirsiniz. Dünyanın en güzel duygusu sevdiğinde dans etmek. Ama o kurs saatinin değişimine bile 4-5 gün cevap yazmayabilir. Hatta sonrasında sebepsiz, tango kurslarınız da bitebilir. Sorun yok. Her şey plansız bu ilişkide. İyileşecektir. Onu sev. Çok sev.<br>Hatta “bana müsaade” deyip seni azarlayıp “sen doğrusunu yazana kadar ben yokum” diyerek yok olabilir hayatından. <br>Takma. Üzülme. Haydaa deme. Çocuk gibi sana ceza verir. “<strong>Odanı toplamadan televizyon izlemek yok</strong>” der gibi gider…<br><br>Son olarak, para mı, özgürlük mü, saf sevgi mi? Neyi bekliyorsan bir ilişkiden onu kendine itiraf etmeden yola çıkma. <br>Çünkü senin ailenle neler yaşadığını bilmez, sormaz, ama bir gün sana olayla ilgili özet yazarken “bunu da yemişiz” diye bir cümle kurabilir. <br>Onu kandırdığını ima eder! Kahrolursun. <br>Çünkü artık o hayatından çekip çıktığı için, evdeki kavgayı azaltmak için alzeimer anneni de alarak hafta sonları maddi imkânın el verdiğince şehirden uzaklaşmaya karar verdiğini anlamaz. Seni herkesin yerine koyabilir. Üzülme. Sevilmeyi hak ediyor ve gitgide iyileşecektir.<br>    </p>



<p>Son olarak, eski ilişkilerindeki sorunları ona anlatabilirsin. O hiçbirinden bahsetmez. Asla! Senin eski ilişkilerindeki hoş ve mutlu anları da anlat. Anlat ki geçmişinin sadece mutsuzluk ve ayrılıktan ibaret olmadığını bilsin. Her sorun konuşmaya kalktığında “beni eski ilişkilerindeki yaşadıklarında karıştırma&#8221; demesin.   <br><br><img loading="lazy" decoding="async" width="550" height="358" class="wp-image-4758" style="width: 550px;" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/yildiz.jpg" alt="" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/yildiz.jpg 840w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/yildiz-300x195.jpg 300w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/yildiz-768x499.jpg 768w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/yildiz-380x247.jpg 380w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2023/06/yildiz-800x520.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /><br><br>Hiç mi mutlu olmadın dediğini duyar gibiyim! Elbette çok mutlu oldum. Çok. Hatta hayatında en çok ne zaman mutluydun sorusunu bana soranlara, ölene kadar şunu diyeceğim:<br>“teknede açık havada arka üstü yatarken, gözlerimi sessiz simsiyah gökyüzüne dikip parlayan yaz gecesi yıldızlarını göğsüme doldurduğum an, evrenin ne kadar ben, benim ne kadar evrenin tamamı olduğumu, “hiç” olmanın ne kadar derin ve sonsuz olduğunu anladığım an” derim. Yanımda, uykunun sakin nefes alışverişleriyle uyuyan bir “dost” vardı. (sevgili değil gerçek bir dost) Hiç ama hiç unutmayacağım bir huzur ve hiçlik. O gün tanıştım. Onun sayesinde. Bundan dolayı minnettarım.<br>Benim yerime de onu sev. Çok sev…</p>



<p>Yanında kalabildiğin kadar sev. Çok sev. İyileşsin.</p>



<p>“Bir ömür daha lazım vefatımızdan sonra,<br>Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanarak geçirdik.”<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şirazlı Sadi (Şeyh Sadi-i Şirazi)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/terk-eden-sevgilimin-hayatina-yeni-gelecek-kiza-notlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Öpücük Borcu Sağ gözüne</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/bir-opucuk-borcu-sag-gozune/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/bir-opucuk-borcu-sag-gozune/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2022 17:08:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[dön muazzez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://aysenuryazici.com/?p=4700</guid>

					<description><![CDATA[Ben Muazzez. Adım kadar kıymetli bir insan olmak için Hz.insan kalmak için 64 yılımı ekmek kırıntıları gibi karanlık&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Ben Muazzez. Adım kadar kıymetli bir insan olmak için Hz.insan kalmak için 64 yılımı ekmek kırıntıları gibi karanlık ormanda yerlere serpiştirdim. Gerçekten iyi bir insan ay ışığında görüp takip eder beni bulur umuduyla. Oysaki annem üvey değildi. Babam da beni ormana bırakıp kaçmamıştı.<br><br>Kırılmaktan yoruldum. Aşağılanmaktan, yanlış anlaşılmaktan, ederimin ufalanmasından…<br>Beraber iyi vakit geçirmek, hayat kitabına birbirimizden öğrendiğimiz paragraflar ilave edebilmek için yanına koşarak geliyordum. Sevinçle. Hiçbir şey beklemeden.<br>Güzel filmler seyretmek, üstüne konuşmak, bir bardak rakının keyfini gözlerimize bakarak çıkartmak, gülmek, kahkahalar atmak, sarılıp uyumak dışında istediğim hiçbir şey yoktu.<br>Belki yaralarının iyileşmesine faydam olursa diye ne çok çabaladım. Kalben. Zül kabul etmeden. Kendinin kıymetli olduğunu sana anlatmak için bildiğim her ışığı önüne sermekten çekinmedim. İyileştikçe mutlu oldum. İyileştin mi?</p>



<p>Çamaşırları zevkle astım, öperek yerleştirdim çekmecelere. Yatağı toplarken mutlu bir şarkı çaldım içimden. Salonu toplarken koşuyordum. Bir an önce layık olduğun düzenli ve temiz bir evde yaşamana katkım olsun diye. Hayatımda hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Heybeme koydum. Sadece bunları saklayacağım.<br><br>Otoyolda elini tuttuğu öksüz çocukla karşıya geçerken otobüs altında kalan Android kadının suçunu içimde hissederek, oyun arkadaşı, bir ekip olduğumuzu sanıyordum. Beraber o yolu geçebilirdik. Geçemedik. Başa sarıp o sahneyi baştan ve tekrar baştan denemekte hiçbir fayda yok…<br>Zaman geri sarılmıyor.<br>Söylenen söz ağızdan çıktı mı geri alınmıyor. Kırılan kalp yeniden yapıştırılsa bile ortada hep o dikiş izi kalıyor. Ben kötü biri değilim. Bunu sana ispatlamakla geçirebilecek bir 22 yılım daha yok. Yarın ne getirir bilmiyorum Ve kalbim ağrıyarak yaşamaktan çok yoruldum.<br><br>O otoyolda artık kendin karşı karşıya geçeceksin. Sigara içme. O seni sen olmaktan çıkartıyor. Kimsenin elini tutmasına da ihtiyacın yok biliyorum. Yine da sağa sola bak. Kimse seni incitmesin.<br><br>Uranüs 10 dakika sonra hepimizin hayatını değiştirmek için gelecek. Ne komik değil mi yolumuzu çakıştıran da oydu zaten. Marjinaldik. Evet. Ama zaten biz kendimiz birer marjinaldik. Her seferinde hayal kurmaktan yorulmadım. İyiyi umdum. Olmadı.<br><br>Ben kabullenmeyi öğrenmiş bir insanım. Üstüme boşalttığın bir kova çamuru gidip gözyaşlarımla yıkayacağım. Eski Muazzez olmak için hakaretini unutacağım. <br>Dilerim başka bir kadına bunu yapmazsın. Çünkü bazı özürler kelimenin anlamını aktaramıyor. O yüzden özür de dileme. Ne isen o ol.&nbsp; &nbsp;Çok güzel günlerimiz de oldu. İyi ki oldu. Birbirimizi yazdıklarında değil, kahkahalarımızla hatırlamayı dilerim sadece. Sakın bana düşman olma. Hakkım helal olsun der giderim. Kin gütmem ben.<br>Yolun açık ve zedesiz, başarıların bol alkışların daim olsun. Dert yüzü görme.<br>Ömrünün bundan sonrası sorunsuz olsun. Neşe dolu olsun. Hayatın çiçek bahçesi olsun. Kadınları üzme. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>&nbsp;&nbsp; 08.11.22 saat 19:10</strong><br><strong>Not:</strong> 12 Eylül 2022’de not defterime unutmayayım diye bir satır yazmışım. Hep her gözünden iki kez öperdim ya. Demişim ki: “Bir tane öpücük borcum var sağ gözüne…” Öptüm farz et. Borcum kalmasın.<br><br></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/bir-opucuk-borcu-sag-gozune/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karanlıkta Yemek / Blind Diner</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/karanlikta-yemek-blind-diner/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/karanlikta-yemek-blind-diner/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 23:44:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[blind diner]]></category>
		<category><![CDATA[karanlıkta yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://aysenuryazici.com/?p=3664</guid>

					<description><![CDATA[Galata Diyalog Derneği ilan verdi:&#8220;Size servis yapacak olanlar görme engelli. Siz de karanlıkta gözleriniz yokmuş gibi yemek yemeğe&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p><br>Galata Diyalog Derneği ilan verdi:<br>&#8220;Size servis yapacak olanlar görme engelli. Siz de karanlıkta gözleriniz yokmuş gibi yemek yemeğe var mısınız&#8221; diye</p>



<p>Varım dedim gittim!</p>



<p>Andrea Bocelli&#8217;ye olan sonsuz tutkum, İzmir&#8217;deki yıllarca ehliyet almak için savaş veren mono oküler arkadaşım Selim yahut Eşref Armağan beyin resimleri önünde şaşkınlıkla eğilmem değil; başka bir şeydi beni &#8220;evet&#8221; demeye götüren şey</p>



<p>Garsonumuzun adı Gökhandı Ne yediğim pilav, ne içtiğim su; ben bu geceden en çok onun yumuşacık elleri olduğunu hatırlayacağım. Çünkü karanlıkta birbirimizle iletişimin başlangıç cümlesi hep elime veya omzuma dokunan kadife gibi elleriydi.</p>



<p>İçeri alınıyoruz:</p>



<p>Karanlıkta yemeğe katılmak için gelenler sıra sıra oldular, en önde her grubun kendi masalarının garsonu, sağ elleri öndekinin omzunda, mor ışıklı bir odadan, zifiri karanlığa bürünmüş yemek salondaki masalarına götürüldüler</p>



<p>İçeri alınmayı beklerken, birbirimizin yüzüne endişeli ama meraklı bir hüzünle baktığımızı fark ettim.</p>



<p>Biz isteyerek kör oluyorduk! Sadece 2-3 saatliğine Ya onlar? Bu sonsuz karanlığın içinde nasıl ruhlarıyla barışık ve şaşırmadan yaşamayı beceriyorlardı?</p>



<p>Gruplar sıra sıra olup, kör karanlığındaki salona açılan siyah perdenin ardından kayboluyorlardı. Boncukları insandan yapılmış bir tespih gibi sıralar karanlıkta eriyip gittiler..</p>



<p>Sanki perdenin ardındaki tünel dipsiz bir boşluğa açılan kara delikti. Ve biz gönüllü yok olmak için sırada bekledik</p>



<p>Yer gök simsiyahtı Ama yer ve gök gibi, masa da sandalye de, diğer insanlar da neredeydi hiç, ama hiçbir varlık görünmüyordu. Gökhan beni masama oturttu:</p>



<p>Eliyle elimi tutup bıçağıma, tabağıma, bardağıma dokundurttu:</p>



<p>İşte hepsi buradalar dedi.</p>



<p>Ekmek sepeti, tuzluklar, bardağım, tabağım hepsini hayalime kaydettim.</p>



<p>Neslihan sağ yanımdaydı ama masada diğerleri nerede oturuyordu seslerin geldiği yere istem dışı başımı çevirerek anlamaya çalışıyordum.</p>



<p>Karşımda bir kadın sesi, onun solunda bir erkek sesi vardı Masadaki diğerlerini seslerden ayırt edip beynime kaydedemedim. Çünkü alışılagelmişin dışında kapanan/açılan duyu organlarım henüz şaşkınlıkla bocalıyordu.</p>



<p>Birden annemi ne kadar özlediğimi fark ettim! Daha bu sabah öpmüştüm onu oysa.</p>



<p>Çarşıda kaybolmuş bir çocuğun kimsesizliğiyle gözlerim doldu.</p>



<p>&#8220;Şşşt sakın ağlama&#8221; dedim kendi kendime. Birazdan yemek bitecek ve sokağa çıkacak, Galata&#8217;nın şose yollarında kapanan dükkânların, ışıkları söndürülen evlerin önünden geçip göğe bakacaksın.</p>



<p>Bu benim sabır için kendime verdiğim umut elektriğiydi. Ama ya körler? Onlar neyin umudu ile bu sonsuz karanlıkta baş edebiliyorlardı?</p>



<p>Korkaklığımdan, pırpır eden iç dünyamdan utandım</p>



<p>Arkamdaki masalardan kahkahalar, uğultu halinde konuşmalar geliyordu. Bir restoranda seslerden hiç bu kadar rahatsız olduğumu hatırlamıyorum! Kulaklarım nerdeyse yan masada yemeğe serpilen tuz tanelerinin tabağa düşme seslerini duyuyordu</p>



<p>Bu nasıl bir algı değişme şekliydi? Bu nasıl bir duyargalarını, antenlerini gökyüzüne uzatma şekliydi anlatamam</p>



<p>Salatanızı getirdim dedi Gökhan. Elimi tutup tabağıma götürdü. Bir garsonun yemeğimi getirdiğinde gömleğinin nasıl koktuğunu hiç hissetmemiştim. Bu sefer ellerinin yumuşaklığının yanında, gömleğinin ne temiz koktuğunu düşündüm. Bembeyaz bir gömlekti mutlaka bu! Ama görmüyordum. Aldığım koku bana temiz = beyaz olarak bir alt bilinç öğretisi yollamıştı.</p>



<p>Salatama çatalı batırdım. Tam ortasına tabağın! Ağzıma götürdüğümde çatalda bir yiyecek yoktu. Parmaklarımda salatayı yokladım. Elimin değdiği her şey ıslak, yağlı ve kaygandı. Hangisi marul yaprağı, soya filizi var mı, domates parçası nerde bir türlü seçemedim. Kaderime razı olup parmağımla bir yeşillik parçasını çatala doğru bastırıp ağzıma attım</p>



<p>İnsanın &#8220;diline hangi tadın değeceğini bilmeden&#8221; ağzına bir lokma koyması ne garip bir beyin oyununa kurban gidiyor bil bilseniz!</p>



<p>Gözleriniz kapalıyken &#8220;al sana bir bardak ayran, iç&#8221; diye bir bardak limonata verildiğini düşünün. Beyin yoğurt ve tuz tadına kodlanıp dil ona göre tat bekliyor. Limonatanın tadı da tanıdık ve bildik. Ama tuz beklerken &#8220;tatlı&#8221; ile karşılaşmak beyindeki beklentiye zıt bir tat ve insan işte aynen böyle bir şaşkınlıkla ağzına lokmaları koyuyor karanlıkta.</p>



<p>Ekmeği bulmak için elimi öne uzatarak masanın üstünde körü körüne gezdirmeye başladım, önce tuzluğa çarptım -yahut karabibere- neden ve kime söylediğimi bilmediğim bir ses çıktı ağzımdan:</p>



<p>-Pardon!</p>



<p>Bu sırada gözlerimi zifiri karanlıkta açık tutmaktan hiçbir şey göremeyen beynimin yorulduğunu ve gözlerimi artık hep kapattığımı fark ettim. Nafile idi açık tutmak! O zaman neden körlerin görmeseler dahi hep gözlerini kapalı tuttuklarını bilebildim.</p>



<p>Benim gibi el yordamıyla ekmeği arayan bir başkasının eliyle &#8220;hareket eden bir nesneyle &#8221; masanın ortasında bir yerde birbirimize dokunuverince, korku dolu bir &#8220;ayy&#8221; çıktı ağzımdan Utandım.</p>



<p>Pilav tavuk ve sebze garnitür servis edildi. Gökhan her zamanki dikkatli ve sakin ses tonuyla, içinde ne olduğunu, nereye tabağı bıraktığını anlattı, elime dokundu ve yerlerini tekrar belleğime yazmama yardım etti.</p>



<p>Gözlerim kapalıydı artık. Bazen bir umut, belki bir yerlerden salona ışık sızmıştır da ben de görebilirim diye açıp bakınıyordum. Görsem ne olacaktı ki? Karanlık bir kuyuda şakadan var olduğumu kendime kanıtlayacak bir minicik ışık bekledi hep gözüm. Zifir karanlık! Yok, işte, ışık yok! İçimde bir hıçkırarak ağlama basıncı, tekrar kapatıyordum her seferinde gözlerimi.</p>



<p>Ağzıma pilav koyduğumu sandım çatala gelen bir lahana yaprağıydı, tavuk almaya çalıştım sadece 3-5 pirinç tanesi geldi çatalıma. Onlardan birkaçı da üzerime düştü. Neslihan peçetesini nereye koyduğunu bulamıyordu, masadan mırıltılar geliyor kimse artık yüksek sesle konuşmaya cüret edemez gibiydi Oysa arka masalardan biri bir Türk Sanat Müziği parçası söylemeye başlamıştı. Karanlıkta hele böyle bir yemekte yapılacak en son saçmalık buydu diye düşündüm, sinirlendim.</p>



<p>Oysa şimdi düşünüyorum da, hani mezarlığın yanından geçerken korkudan şarkı söylemek gelir ya içimizden. Orada, oracıkta, hayatta vâr olduğumuzu hem kendimize yüksek sesle, hem diğer korkularımıza üstüne üstüne giderek belli etmek isteriz ya İşte böyle bir şeydi sanırım onlara şarkı söyleten.</p>



<p>Bazılarının içine dönüp kapanmasını emreden çaresizlik, diğerlerini bağırarak şarkı söylemeye götürüvermişti.</p>



<p>Farkında bile olmadan yaşadığımız bazı duygularımın kapıları aralanıyordu hepimize. Suyun önemsiz varlığı karanlıkta serin bir arkadaşa dönüştü, uğultulu konuşmaların arasından bazı sözcükler anlamlarını değiştirdi, burnumun en az dokunmak kadar haz verici kokular alıp bana sunduğunu fark ettim. Zeytinyağı salatada hiç bu kadar keskin kokuda olmamıştı. Tek bir pirinci ağzıma koymak için bu kadar çaba gösterirken iştahımın kesilebileceğini ve pes edebileceğimi de bu gece öğrendim.</p>



<p>Neslihan&#8217;la, alt tarafı bir kadeh tokuşturmak için, karanlıkta onun kadehini havada bulabilmek için elimi bu kadar uzun süre sallanacağını da tahmin etmemiştim.</p>



<p>Muhallebimi, dayak yemiş bir aç çocuğun hüznüyle yuttum. Susmuştum artık, masada diyaloga giremiyordum. Midem ekşidi. En kolay tüketebildiğim ekmek dilimlerini yedim genelde. Her tabak sanki idam edilmiş öyle gelmişti, ölüydü önümdeki her şey!</p>



<p>İçimden bir ses şiddetle &#8220;kalk çık&#8221; diyordu salondan. Hayatımdaki en cüretkâr deneyimimi yarım bırakmamam için &#8220;sadece yarım saat kaldı Ayşenur&#8221; diye bağırıyor ve yerimde oturmamı söylüyordu insan yanım.</p>



<p>Sabrım tevekküle dönüşmesi için kendi engellerimle yüzleştiğimi görüyor, bilmek istemiyordum âdeta!</p>



<p>Karanlığın en koyu yerine varmışken içimde, soprano müthiş bir kadın sesi ve usta bir gitar müzik yapmaya başladılar. İyi ki!</p>



<p>İçimde kanayan bir şey vardı ve o sesle kendime pansuman yapıyordum şükür!</p>



<p>Sırlar olduk yine ardı ardına. Gökhan&#8217;a güvenle tutundum ve salondan çıktık ki nefes aldığımı o an biliverdim, aniden.</p>



<p>Önyargılarım tuz buz olmuş, kendimi ve sahip olduklarımı daha çok sever, içimde ağır bir ”ben onlar için daha ne yapabilirim” cümlesi; çıktım evime gittim. Hala görebildiğime inanamıyorum. Gece uyumamak için direndim. Kapatmak istemiyordum gözümü, hele hele odam kapkaranlık da olsa, içeriye huzurla sızan bir ay ışığını varlığını bilirken.</p>



<p>Sızmışım. Hiç ama hiç unutmayacağım . Hiç!<br><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="849" class="wp-image-3666" style="width: 600px;" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2021/08/blind.png" alt="" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2021/08/blind.png 320w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2021/08/blind-212x300.png 212w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/karanlikta-yemek-blind-diner/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>25 Yılda Bir Caddeden Kaç Anı Geçer Muazzez</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/25-yilda-bir-caddeden-kac-ani-gecer-muazzez/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/25-yilda-bir-caddeden-kac-ani-gecer-muazzez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 09:53:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aysenuryazici.com/?p=1861</guid>

					<description><![CDATA[Bir duraktan kaç hikaye geçer? Ayşekadın durağı! Fahrettin Kerim Gökay Caddesi  caddesi üzeri. Eylül yağmuru şekerli şekerli yağıyor. Sıcak yağmur altında ıslanmaktan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Bir duraktan kaç hikaye geçer?</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/OtobusDuraa.jpg" rel="attachment wp-att-1863"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-3242" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/oto-durak-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/oto-durak-200x300.jpg 200w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/oto-durak-380x570.jpg 380w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/oto-durak.jpg 634w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" /><br />
</a></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ayşekadın durağı!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Fahrettin Kerim Gökay Caddesi  caddesi üzeri. Eylül yağmuru şekerli şekerli yağıyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Sıcak yağmur altında ıslanmaktan hiç çekinmeyen hatta sevine sevine damlaların bedeninde damlanın yok oluşunu izleyen insanlar, giden yazın hüznünün tadını çıkarıyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Evet, hüzünde çok şekeli ekşimtrak bir tat vardır ve kalbine söz geçiremeyenler bunu bilir..</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">1987 Eylülü.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Muazzez istemeye istemeye durağın içine sığındı. Çünkü onun elbiselerinin ıslanmaması , işe ütüsüz kıyafetle gitmemesi şart!<br />
</span><span style="color: #000000;">Olsun diyor kendi kendine. Bir gün benim de bir arabam olduğunda, yahut iş yerim beni giysimle değil ,ruhumla ağırladığında ben de bu duraktakiler gibi kendimi doya doya yağmura bırakabilirim&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Hatta arabam olduğunda, arabamdan inip tam da bu durağın önünde yüzümü göğe kaldırıp, kollarımı yana açarak yağmurun bedenimin her cm2&#8217;sini ıslatması için kendi etrafımda döneceğim&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Evdeki bebeğinde aklı! Ateşler içinde yanıyor. Kara gözlerini açtığında yanında göremediği anası duraklarda gün ışımadan yollara düşüyor, şehrin bir ucundan diğer ucuna her sabah ve akşam göç eder gibi akın akın yollara dökülmüş insan selinin içerisinde sabır, umut ve tevekkülle yürüyor. Tevekkülden başka çare var mı ki?</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">&#8220;Bir gün gelecek, sen iyileşeceksin. Benim kazancım daha iyi olacak. İkimiz daha çok bir arada olacağız. Hepsi geçecek, sadece biraz daha sabır ve zamana bırakıyoruz bunları.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">*                *                *</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ayşekadın durağı 1989</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Muazzez 06:00 otobüsünü bekliyor. Eylül. Aynı iş yerine yine bir Eylül yağmuru altında &#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Ayaklarının altından selin aktığı caddeye, topuklu yazlık ayakkabılarıyla tutunmuş bir ağaç gibi!Kımıldamadan sıcak yağmura gülümsüyor. Çocuk yine ateşlenmiş.<br />
</span><span style="color: #000000;">Üç yıldır her yazı sıcak yağmur ve ateşle uğurladılar.<br />
</span><span style="color: #000000;">Bu kez bileklerine kadar selin içine girmesine izin veriyor hayat. Muazzez gülümsüyor. Artık iş yerine çakı gibi kıyafetle gitmesine gerek yok!<br />
</span><span style="color: #000000;">Bugün son kez işine gidiyor, tazminatını verecekler ve işi yok artık!<br />
</span><span style="color: #000000;">Akşam Şişli&#8217;den kalkan dolmuşun içinde Karaköy&#8217;e inerken, dört yıldır gidip geldiği güzergâha ilk kez alıcı gözle bakıyor. Yolda olmak ne güzel.<br />
</span><span style="color: #000000;">&#8220;Bir gün, istediğim yağmurda istediğim kadar yıkanacağım&#8221; diyor içinden yine.<br />
</span><span style="color: #000000;">Derin bir nefes alıp usulca bırakıyor. Nefesiyle dolmuşun camı buğulanıyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Bir damla oluşuyor en ıslak yerinden ve akıyor&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/wallpaper-1333191.jpg" rel="attachment wp-att-1865"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1865" src="http://www.aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/wallpaper-1333191.jpg" alt="wallpaper-1333191" width="400" height="250" /></a></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ayşekadın durağı ve Eylülün sıcak yağmuru iki aya kalmadan buzdan beyaz yıldızcıklara büründü. Asfalt beyaz, durağın çatısı beyaz, insanların elleri ve burunları kırmızı; yüzlerinde günahlarını karla örtmüş masum çocukluk ve saflık, bekleşiyorlar&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Muazzez yüzünü durak çatısı sınırından dışarı uzatıyor. Kar taneciklerinin tenine değip erimesini hissediyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Bir yıldız gözüne düşüp eriyor! Gözünü kırpıştırıyor:<br />
</span><span style="color: #000000;">&#8220;Gök gözümü öptü&#8221; diyor&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Mutlu! &#8220;Gök bana ağlama dedi&#8221; diye tekrarlıyor içinden.<br />
</span><span style="color: #000000;">Artık işsizim.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Çocuğumla baba evine ne kadar ağır geleceğimi bilemiyorum. Hayat benim için neler hazırlıyor kim bilir?<br />
</span><span style="color: #000000;">Kim bilir bir gün bu durağın önünden geçerken zaman neleri elekten geçirmiş olacak?<br />
</span><span style="color: #000000;">Hüsran, çaresizlik, sahiplenilmemişlik, yalnızlık ve hüzün mükemmel bir baharat karışımı gibi üzerine serpiliyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Kara gözlü oğlanı düşünüyor. İçinden bir asker ayaklanıyor ve &#8220;kalk diyor&#8221; kalk ve yürü! Hüzne yer yok!<br />
Geleceğe ektiğim umut ve iyi niyet tohumlarına, bu, belirsizliğe akan hangi yağmur yaprak açtıracak?Yeşil minik filizlerin ucu hangi durağın yağmuruyla uzayacak bilmiyorsun!<br />
</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Tek bildiğim bir gün bu duraktan tekrar geçtiğimde her şey değişmiş olacağı.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">*                *                  *</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/wallpaper-329227.jpg" rel="attachment wp-att-1864"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1864" src="http://www.aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/wallpaper-329227.jpg" alt="wallpaper-329227" width="400" height="250" /></a></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ayşekadın durağı 1990</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Bahar gelirken ateşlenmeler de arttı. Seyfi Basa çocuk hastanesinde çığlık çığlığa bağıran çocuğun isyanı, bilmem kaçıncı kez kan almak için kibrit çöpü kadar kalmış koluna batırılan iğne!<br />
</span><span style="color: #000000;">Debeleniyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Minik vücudunu üç kişi zaptediyor&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Muazzez ağlıyor. &#8220;Anne beni kurtar&#8221; diyen bakışlara bir annenin sadece gözyaşı akıtarak seyirci kalmasına bedeni sızlayarak tepki verebiliyor&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">İyi olacak bebeğim&#8230;İyi olacaksın!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ayşekadın durağından ameliyata gitmek için kalkıyor bu kez içinde oldukları otobüs.Artık sağlıklı olacak şükür!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Çağla ağaçlarında kadife kaplı yeşil meyveler, zamanın iyiye, hep iyiye aktığını söylüyor. Muazzez duyuyor onları. Üç ay önce kuru birer odun parçası olan dallar nasıl önce çiçek giyinip, sonra meyveyle donanmışsa, bir gün hayatta odun kuruluğunu bırakıp çiçekli bir şeyler verecektir elbette&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Mutlaka.<br />
</span><span style="color: #000000;">Mutlaka&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">*                 *                  *</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ayşekadın Durağı 1994</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Telaşlı senelerin izi durakta duruyor. Hemen arkasındaki dükkân kapatılmış. Yerine bir banka açılmış. Muazzez çek defterini, ilk çek defterini almaya iniyor otobüsten. Az ileride, sağa kıvrılan yolun ucundaki Oran Sitesine giden kırık dökük betonlu yolu  karolarla kaplamışlar. Binaların boyaları eskimiş ve dökülmüş. Kel, sahipsiz, put kesmiş sokak kedilerinden yapılma, bir beton ordusu gibi görünüyorlar.<br />
</span><span style="color: #000000;">Yıllar önce merdivenlerinden gece sokak lambası ışığında, yorgun argın adımlarını sürüklediği apartman girişinin mermeri de çatlamış&#8230;<br />
Perdeler aynı perdeler değil. Camları kirli. Apartmanın birinci katındaki ilk dairenin içinde ateşlerle yanan çocuk anısını yeni oturan kiracılar silmişler!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Kim bilir artık hangi ailenin anıları birikiyor o odalarda?<br />
</span><span style="color: #000000;">Durağın demirleri yeni boyanmış ve çatısının altında, erken kalkamayanlar, işe geç kalmışlar bekliyorlar sabırsız ve yüzlerinde gergin bir ifadeyle..<br />
</span><span style="color: #000000;">Saat 09:30&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">*                  *                  *</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ayşekadın Durağı 2000</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Islak asfaltta tekerleklerin çıkardığı ağız şapırtısına benzer sese, Muazzez&#8217;in taksisinin içindeki radyonun kısık, ne çaldığı belli olmayan radyosunun sesi karışıyor;buğulu camlardan, &#8220;gizli bir anlaşmayla&#8221; birleşen, damlaya dönüşen sular iniyor, Suadiye oteline giden tıkalı ama kestirme sandıkları yol sinsi bir ışıkla aydınlanıyor&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Duraktaki kalabalık çatının kapattığı alanın dışına taşmış.<br />
</span><span style="color: #000000;">13 Sene öncesine ait iç karartan bir anı,durak demirlerine takılı olduğu yerde yağmurun altında sallanıyor, yıkanıyor&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Suadiye otelinin casinosundan, bir akrabasını taksiyle alıp eve dönerlerken yine Ayşekadın durağının önünden geçiyorlar taksiyle.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Gecenin karanlığında gözleri kırmızı elleri kırmızı, yüzü kırmızı bir sarhoş sallanarak sigarasından derin nefesler çekiyor ve giden son otobüsün gelmeyeceğini bile bile durakta, ayakta, gözlerini uzaklara dikmiş susuyor&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Zaman duraktan akıp giderken, insanlar, gökyüzü, dert edilenler, sevinip çığlık atılanlar da siliniyor. Durak demirlerine asılı bırakılmış anılar yağmurla eriyor, güneşle kuruyor, toza dönüp rüzgarla tüm şehre dağılıyor.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Duraktaki ıslak bankın üzerinde bir çift el ele oturuyor. Konuşmuyorlar! Zaman onlara da akıyor. Yıllar sonra bu duraktan her geçtiklerinde, fii tarihinden beri orada oturan siluetlerini hayal meyal görecekler. Hala beraber değillerse bile.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">*                     *                      *</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ayşekadın Durağı 2011</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Muazzez dolmuşun en ön koltuğunda oturuyor. Ön camdan giren sıcak hava cam ve arka kapı arasında kaplumbağa hızıyla akıyor. Herkes ter içinde&#8230;Rüzgâr dolmuşun içinde adını kaybetmiş halde dolaşıyor. Özelliksiz&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Esamisi var kendi yok!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Muazzez yeni dikiş atılmış etinin terden sızlamasına içerliyor. Elinin sakatlanmış parmağını kesip yeniden diktiler. Kadıköy&#8217;e doktora inecek, dikişler alınacak, Maltepe&#8217;ye dönecek.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Durağın aşina adına gözü değdiğinde temize çekeceği anıları kucağına dökülüveriyor! Cehennem sıcağında&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">&#8220;Dul kadınsın, eve hava karardıktan sonra girme&#8221; diyor babasının sesi.<br />
</span><span style="color: #000000;">Kucağından bir anı: &#8220;Nişantaşı&#8217;ndan Karaköy&#8217;e dolmuş, Karaköy&#8217;den Kadıköy&#8217;e vapur,Kadıköy&#8217;den Ayşekadın durağına tekrar otobüsle iş çıkışı yolculuğun iki saatten fazla sürdüğünü, güneşin kışın erkenden gitmesini durduramadığını&#8221; söylüyor&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Baba sert bakıyor. Muazzez susuyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Güneş haklı!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Bir çocuğu o duraktan kaç kez hastaneye götürdüğü, taşınmak için kamyonun gelişi, yeni ev, yeni işi, yeni zamanın eskimiş sarımtırak rengi taşıyor duraktan.<br />
</span><span style="color: #000000;">Muazzez eteğindeki anıları pencereden geri atıyor yollara&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Göğsü yanıyor&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">&#8220;Enflasyon %110&#8221; diyen haber bülteni geçiyor duraktan. Sonra herkese bu ay %20 zam diyen patronların sesi.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Geçime kazanılan para yetmedikçe ek işler için hafta sonları da çalışan Muazzez&#8217;in yorgunluğu akıyor zamandan&#8230; Sonra yedi yıl tatil yapmadan geçirilen bir zaman, hayattan &#8220;dilim halinde&#8221; kesilip köpeklerin önüne atılıyor&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Durakta kan revan bir yağmur yine!<br />
</span><span style="color: #000000;">Ayşekadın durağından zaman akıyor!<br />
</span><span style="color: #000000;">Bu selin içerisinde son yirmi yıldır bekleşenler karışıp, eriyorlar.<br />
</span><span style="color: #000000;">Hepsi, &#8220;anı&#8221; adı altında kendi hikayesinden bir sayfa ekliyor dilek ağacına çaput bağlar gibi durak demirlerine.<br />
</span><span style="color: #000000;">Çoğu da her geçişlerinde bir çaput koparıyor duraktan.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Hepsi, aynı gün, aynı sene, aynı insana aitmiş gibi durağın hafızasına kaydediliyor&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Ayşekadın durağı yaşlanıyor!<br />
</span><span style="color: #000000;">Hayat eskiyor</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Muazzez Temmuz 2011 Saat:14:40</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://www.aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/OtobusDuraa.jpg" rel="attachment wp-att-1863"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1863" src="http://www.aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/OtobusDuraa.jpg" alt="OtobusDuraa" width="400" height="300" /></a></span></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/25-yilda-bir-caddeden-kac-ani-gecer-muazzez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayrılık Acısı vücuda ne yapar?</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/ayrilik-acisi/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/ayrilik-acisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 09:50:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aysenuryazici.com/?p=1858</guid>

					<description><![CDATA[Ayrılık acısı çekmek bedeni yakan kimyasal zincirin izini nasıl oluşturur? Anlatayım. Aşk bitti, ayrıldınız! İçiniz paça pencik. Tam kaburganızın&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"><br />
Ayrılık acısı çekmek bedeni yakan kimyasal zincirin izini nasıl oluşturur? Anlatayım.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Aşk bitti, ayrıldınız! İçiniz paça pencik.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Tam kaburganızın altında çöreklenmiş bir hayal kırıklığı.<br />
</span><span style="color: #000000;">Kıymetinizin bilinmediğini, sevginizin heba edildiğini düşündükçe stres yumağına dönüşüyor, özlemekle öfke arasında gidip geliyorsunuz.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Artık size serotonin salgılatan &#8220;o&#8221; yok! (mutluluğu salgılatıyordu ya&#8230;)<br />
</span><span style="color: #000000;">Ne doğru dürüst yemek yiyebiliyor, ne uyku uyuyabiliyor ne de hayata karışabiliyorsunuz&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Kalbinizin bir yanı pişman olup dönecek diyor, diğer yanı &#8220;böyle sürecekse hiç sürmesin&#8221;.<br />
</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ortada şeytan!<br />
</span><span style="color: #000000;">Dünyada &#8216;o&#8217;ndan başka kimse yok ki diyor. Oysa var!<br />
</span><span style="color: #000000;">Bu bir süreç, geçecek. Sonrasında, hangi tarafın içinde bir &#8220;keşke&#8221; sözcüğü kalır bilemeyiz. Ama ayrılık acısı geçene kadar bedeninizde kimyasal dengenin nasıl alt üst olduğunu, duyusal düşüş AŞKIN BİTMESİYLE vücudunuzdaki biyolojik değişimin nasıl sağlığınızda deprem yaptığını bilin.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Kalbiniz daha hızlı atıyor, sindirim sistemi allak bullak, ağzınız kuruyor. Aklınızı toparlayamıyorsunuz. Mutsuzluk had safhada. Ölecek misiniz? Hayır.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Stres ve sıkıntıyla önce beyniniz savunmaya başlıyor ve böbrek üstü bezlerinin adrenalin salgısını artırıyor. Dolayısıyla tansiyonunuz yükseliyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Karaciğer hemen görev başına koşup emir veriyor: &#8220;Derhal glikoz pompalansın!&#8221; diyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Çünkü kötü günler için (!) stokladığınız yağların <em>trigliserid</em> ve enerjiye dönüşmesini gerekiyor.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Yağlar hareketlendiğinde, göbeğinizde veya karaciğerinizin çevresinde birikiyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Al sana şişmanlık kaosu ve vücudun kimya laboratuvarı olan zavallı karaciğerin hıçkırıkları! </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Beyin durur mu? Hayatta kalmanız için elinden gelen her komutu sırasıyla bedenin <em>bölge müdürlerine </em>iletmeye devam ediyor.<br />
</span><span style="color: #000000;"><em>Aslolan sizin yaşamanızdır</em>!<br />
</span><span style="color: #000000;">Stres karşısına neleri sağlaması gerektiği milyar yıldır DNA&#8217;nıza işlenmiş bir kere.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">İnsanoğlu belki bir aslanın önünden kaçarken, belki parçalamak için bir tavşanın üzerine atlarken, belki bir ağaçta düşmemek için tutunurken tüm bu komutlar aksamadan verilir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Bu sebeple &#8220;dolaşan kan&#8221; diğer organlarınızdan çekilir kaslarınıza gönderilir:<br />
</span><span style="color: #000000;">Organlarınıza daha az kan gittiği için ülser gibi hastalıklara davetiye yollandı bir kere!<br />
</span><span style="color: #000000;">&#8220;Kaç veya saldır&#8221; bu size kalmış&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Alarm!<br />
</span><span style="color: #000000;">Hipotalamusunuz emir veriyor: &#8220;Çabuk ACTH hormonu salgıla!&#8221;<br />
</span><span style="color: #000000;">Anneciğim bu da ne? Bu bir hormon!<br />
</span><span style="color: #000000;">ACTH (adrenokortikotropik hormon) böbreküstü bezlerinden kortizon ve benzeri hormonların salgılanmasına neden oluyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Eeee? </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">E&#8217;si, işte bu salgılar sebebiyle öğrenme-algılama yeteneğiniz cılızlaşıyor, sinirli, kızgın, belleği zayıflamış ve yorgun oluyorsunuz. </span><span style="color: #000000;">Uzun süre bu durumda kalırsanız da depresyon başlıyor.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Eğer sevgilinizle ayrılık öncesinde de ciddi bir kavga/didişme süreci geçirdiyseniz stres kronik hale geliyor. Vücut direnciniz mahvoluyor!<br />
</span><span style="color: #000000;">Hastalıklara &#8220;gel buyur, yerleşebilirsin&#8221; teklifidir bu.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Boşuna eskiler &#8220;ayrılık acısından verem oldu&#8221; dememişler!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Uzun süreli stres, kalp, damar, üst solunum yolları hastalıklarına yakalanma riskinizi 3-5 kat artırıyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ayrılık acısı çeken bir kişinin, sadece tükürüğündeki hormon yoğunluğunu ölçerek bile vücudunun nasıl bir kimyasal yıpranma içinde olduğunu görebiliyorlar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Bir bilim dalı olan &#8220;psikonöroimmunuloji&#8221;yi yabana atmayın. =&gt;  Ruhunuz ne kadar acı çekerse, bedeniniz de o kadar erir!<br />
</span><span style="color: #000000;">Belki vücudunuz, <em>kendinizi &#8220;en az, âşık olduğunuz kişi kadar&#8221; sevmenizin gereğini </em>anlatmak istiyor.  <em>Beni de sev</em> diyor.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Aklınızı toplayın, stresle baş edin yoksa yaşayamazsınız.<br />
</span><span style="color: #000000;">Bu da geçer! Zaman her şeyi onarır, ama acının tam ortasındayken bunu size anlatmak imkânsızdır biliyorum.<br />
</span><span style="color: #000000;">Siz önemlisiniz!<br />
</span><span style="color: #000000;">Siz kendinizi sevmezseniz başkasından sizi sevmesini nasıl istersiniz?</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">                                                            Andrea And &#8211; Ayşenur Yazıcı 2013</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Yazarın notu: %30&#8217;unun depresyonda olduğu açıklanmış bir ülkede, &#8220;kendinizi de sevin&#8221; demenin en tatlı yolu sanırım aşk acısı üzerinden bedeninizin ölümünü anlatmaktı. Bir de o şehit analarının ayrılık acısının nasıl ana bedenini erittiğini düşünün&#8230;Allah kimseye dert vermesin.</span></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/ayrilik-acisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dilin Diyeceği Durdurulur Ama Kalp Gevezedir</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/dilin-diyecegi-durdurulur-ama-kalp-gevezedir/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/dilin-diyecegi-durdurulur-ama-kalp-gevezedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 09:46:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aysenuryazici.com/?p=1852</guid>

					<description><![CDATA[İncittiğiniz insanın ve kırdığınız gönlün bedduasından korkun&#8230; Hz. Muhammed         Zaten yapamıyorsun. Yapamadığını da biliyor ve&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"><br />
<span style="color: #000000;"> İncittiğiniz insanın ve kırdığınız gönlün bedduasından korkun&#8230;</span><br />
Hz. Muhammed </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">       </span><span style="color: #000000;">Zaten yapamıyorsun. Yapamadığını da biliyor ve üzülüyorsun. Biliyorum. Seni tanıyorum&#8230;<br />
</span><span style="color: #000000;">Bir insanı kırmamak, senin için mümkün değil. Hangi yana dönersen dön, dilin bir insana çarpıyor.<br />
</span><span style="color: #000000;">Seni bu halinle kim bilir kaç kadın sevdi? Kaçı çaresiz kaldı, alttan aldı, bazen sustu, affetti, içine attı yahut kaçtı?<br />
</span><span style="color: #000000;">Kaç gün sevdiler seni? Yılbaşına kadar? Yaş gününe kadar? Sevgililer gününe kadar? Kaçını sana &#8220;en ihtiyacı olduğu günlerde&#8221; yalnız bıraktın?<br />
</span><span style="color: #000000;">Kaçının teni, sabah uyandığında senin için hala vazgeçilmezdi?<br />
</span><span style="color: #000000;">Kaçı sana bin umutlarla gelip, giderken sana beddua etti?</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ben dilimi tutuyorum. Beddua etmiyorum.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ama kalbim her gün söyleniyor&#8230;Onu susturamıyorum.<br />
Her aşkta olduğu gibi, azcık acıtacak. Zaman geçecek, kötü ve iyi günler, eskimiş bir çarşafın çiçek desenleri gibi solgun ve anlamsız olacak.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Zaman büyük bir öğretmen ama tüm öğrencilerini öldürüyor, biz de öleceğiz.<br />
</span><span style="color: #000000;">Öte alem varsa ve buluşmak mümkün ise bir çok kadının sana orada söyleyecekleri var.<br />
Ben yine susacağım.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ama Allah esas kalbin ne dediğini dinliyor, biliyorsun.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ötesine ben karışamam&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">                                         Muazzez /</span><span style="color: #000000;"> şubat 2012</span></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/dilin-diyecegi-durdurulur-ama-kalp-gevezedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İz Bırakan Salyangozlar</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/iz-birakan-salyangozlar/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/iz-birakan-salyangozlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 09:44:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aysenuryazici.com/?p=1846</guid>

					<description><![CDATA[&#160;İz Bırakmak&#8230; &#160; Dünya,koskoca evrende minik bir nokta. Hatta kocaman bir bahçede, tek bir çimenin içindeki yeşil renk&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">&nbsp;İz Bırakmak&#8230;<br />
</span></p>
<p><figure id="attachment_3257" aria-describedby="caption-attachment-3257" style="width: 300px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3257" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/atom-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/atom-300x200.jpg 300w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/atom-1024x683.jpg 1024w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/atom-768x512.jpg 768w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/atom-380x253.jpg 380w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/atom-800x533.jpg 800w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/atom.jpg 1050w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-3257" class="wp-caption-text">Photo By Isis França</figcaption></figure></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">&nbsp;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Dünya,koskoca evrende minik bir nokta. Hatta kocaman bir bahçede, tek bir çimenin içindeki yeşil renk hücresi kadar mini minnacığız Birbirimizin özelliklerini taşıyan küçük parçacıklarız aslında.<br />
</span><span style="color: #000000;">Tamamın özü içimizde bir atom!&nbsp;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Birbirimiz arası elektron alışverişinde geçirdiğimiz süreye de ömür diyoruz. Kendimizi atom içindeki nötron sanarak yaşadığımız, aslında biz olmazsak hiçbir şeyin olmayacağını bilmeden sürüklenip gidiyoruz.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Sürüklenirken geçtiğimiz her yerde bir izimiz kalıyor. Tıpkı bir salyangoz gibi Hepimizin ardında bir iz var. Yaşadığımız,gezdiğimiz her mekân da bizden izler kalıyor. Dokunduğunuz bardak, adımladığınız kaldırım, ayrıldığınız sevgili, taşındığımız mahalle, çöpe attığımız portakal kabuğu, çiçeğe verdiğimiz su, sobada yaktığımız odun, doğurduğumuz evlat,söndürdüğümüz sigara Sizin yaşayıp geçtiğiniz zamanda yok edilmez izler olarak kalıyor. Ne siz bunun farkındasınız, ne sizden sonra o atığın üzerinden geçen kişiler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ağaç dallarına çaput bağlamak, mahalle duvarlarına, beton döküldüğünde ayak izi yapmak, otobüs koltuğunun arkasına tükenmez kalemle gereksiz bilgiler oymak, okul sıralarına şekiller, isim kazımak, bahçenin yol kenarlarına gül fidanları dikmek, kazak örmek, yastığa nakış yapmak, hatıra defteri tutmak, dövme yaptırmak, heykel, tablo yapmak, bir anıtın önünde fotoğraf çektirmek &nbsp;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">&nbsp;Ağacın gövdesine ismini kazımak, bir mektubun üzerine dudak izi çıkarmak, banklara piknik hatırası tarih atmak, ağaç dikmek, plaket almak, buluş yapmak, bir gemiyi suya indirmek, örnek olmak için çalışmak, holding kurmak, varisler yetiştirmek, ilaç keşfetmek, moda yaratmak, sevilmeyi istemek</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">&nbsp;Yollarımız ayrıldığında onların bizde bıraktığı izi şiir yazarak anlatırız. Gözyaşıyla temizleriz. Ama hepimiz sevdiklerimizin hayatında iz bırakmış olmak isteriz.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">&nbsp;Çünkü kavga ettiklerimizin hayatında bıraktığımız ize &#8220;iz&#8221; değil kin diyoruz. Yaldızlı bir iz bırakmak varken, kim arkasında kurum rengi bir iz bırakmak ister ki?</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">&nbsp;Sözün kısası, bir ağaca isim kazırken içgüdüsel olarak yaptığımız eylem, aslında hayatımızın özü sebebiyledir. Tüm canlılar &#8220;beni fark et, beni sev&#8221; diye titreşerek yaşar. Özümüz yaradandır. Milleti, dini, sosyal durumu, bir bacağının olup olmayışı, konuştuğu dil hiç önemli değildir. Öz!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Atom, Yunanca &#8220;bölünemez&#8221; anlamını taşır. O bölünmeyen mini minnacık özün çekirdeğinde işte, biz varız. Hepimiz!<br />
</span><span style="color: #000000;">Atomların birleşerek bir madde olduğu bu evrende hepimiz o minnacık parçanın bir ışığını bırakarak geçip gidiyoruz</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Birbirimizin izlerini. Küskün izlerin siyah rengi, sedefli parlak izlerde yok olsun dileğimle, bütün olmama sebep olan, yardım eden -tanıdığım tanımadığım-herkese sevgiyle&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;18 Mart 2012&nbsp;&nbsp; &nbsp;Muazzez&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/iz-birakan-salyangozlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muazzez kim? Muazzez sensin</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/onun-adi-muazzez/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/onun-adi-muazzez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 09:41:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aysenuryazici.com/?p=1839</guid>

					<description><![CDATA[Onun adı Muazzez! İçinde bulunduğunuz şehirde yaşıyor. O bir kadın cinsiyetiyle doğmuş ama özünde sadece insan. Spatyomdan son&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Onun adı Muazzez!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">İçinde bulunduğunuz şehirde yaşıyor.<br />
O bir kadın cinsiyetiyle doğmuş ama özünde sadece insan.<br />
</span><span style="color: #000000;">Spatyomdan son kez dünyalı olmaya gelmiş, Moğolistan&#8217;da doğmuş. </span><br />
<span style="color: #000000;">Annesi Brezilyalı, babası Avusturyalı&#8230;</span><br />
<span style="color: #000000;"> Annesinin büyük babası Hıristiyan bir Faslı, babasının büyük babası Müslüman bir Çinli&#8230; Büyüklerinin anlattıklarına göre anneannesi de Musevi bir Endonezyalı, babaannesi de Rus bir Budist imiş.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Muazzez Türkiye&#8217;de yaşıyor.</span><br />
<span style="color: #000000;">Evrende yaşayan tüm insanların ortak ruhunda buluşmuş bir Mevlevi kadın. Ruhu dünyevî bir sınavda&#8230; Tıpkı sizin gibi&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Muazzez sizi yazacak ve okuyacaksınız&#8230; </span><br />
<span style="color: #000000;">Maddeye olan bağını zorunlu kılan bu hayatta, maddeyi umursamadan yaşamayı öğrenene ve ölene kadar&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Adının anlamını da biliyor: Sayılan, sevgili, aziz demek Muazzez. Yani insanın özü olan ışığa yakışır bir ad ile burada hayat hikâyelerini ve duygularını anlatacak size.<br />
</span><br />
<span style="color: #000000;"> İngilizcesi: Esteemed; honoured</span><br />
<span style="color: #000000;"> Almancası: Geschätzt</span><br />
<span style="color: #000000;"> Fransızcası: Estimé</span><br />
<span style="color: #000000;"> Yunancası: Εκτιμημένος</span><br />
<span style="color: #000000;"> Rusçası: удостоино</span><br />
<span style="color: #000000;"> İspanyolcası: honrado</span><br />
<span style="color: #000000;"> İtalyancası: Stimato</span><br />
<span style="color: #000000;"> Çincesi: 尊敬</span><br />
<span style="color: #000000;"> Portekizce:considerado;</span></p>
<p style="text-align: left;">
<span style="color: #000000;"> Muazzez, evrende insanı ve onu inciten, sevindiren, umut veren veya ağlatan anlarını burada size anlatacak. Bazen kendi kendiyle konuşmalarını okuyacaksınız, bazen birilerine seslenişini..</span><br />
<span style="color: #000000;"> İnsan olmayı unutanlar için&#8230; Düşünmek için. Âdemoğlunun kendini sevecek ışığı tekrar bulabileceğine hala inananlar için.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Ayşenur Yazıcı / Andrea And</span></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/onun-adi-muazzez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevemedin Muazzez&#8217;i</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/sevemedim-muazzezi/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/sevemedim-muazzezi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2016 09:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aysenuryazici.com/?p=1835</guid>

					<description><![CDATA[Benim hikayem de bu! Beni olduğum gibi sevemedin. Ben de mükemmel değilim zaten. Seninle tanışana kadar olan hayatımı&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Benim hikayem de bu!<br />
Beni olduğum gibi sevemedin. Ben de mükemmel değilim zaten.</span></p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-3263" src="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/ava-sol-sevemedin.jpg" alt="" width="634" height="951" srcset="https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/ava-sol-sevemedin.jpg 634w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/ava-sol-sevemedin-200x300.jpg 200w, https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2016/03/ava-sol-sevemedin-380x570.jpg 380w" sizes="auto, (max-width: 634px) 100vw, 634px" /></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Seninle tanışana kadar olan hayatımı beğenmeyeceğini bilseydim, bazı kavşaklarda daha cesur davranabilirdim.<br />
</span><span style="color: #000000;">Davranamadım. Ürkektim, korkuyordum yalnızdım.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Bazen korkak, bazen tevekküllü-kabullenici-,bazen suyun akışına her şeyi bırakan oldum. Sürüklendim. Sen hiç sürüklenmedin mi? </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"> Dayanacağım tek kendi omuzum vardı, kaldıramayacağından korktum kendi ağırlığımı&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Aç kalmaktan, açıkta kalmaktan, birilerine muhtaç olmaktan korktum. Çoğunlukla bunun bedelini ödedim. Yetinmeyi öğrendim.<br />
</span><span style="color: #000000;">Kimi zaman iyi ettim, kimi zaman kötü&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Hangisi doğruydu, sadece ailemin bana verdiği birkaç ders notunu kullanarak karar verdim.<br />
</span><span style="color: #000000;">Bildiğimin en iyisini yaparak ilerlemek, hatalar yapmayı ve yeni &#8220;iyi&#8221;ler öğrenmeyi sağlar&#8230; Buna da tecrübe diyorlar.<br />
</span><span style="color: #000000;">Hepimiz tecrübeyle kamil olmuyor muyuz?</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">İnsanlar beni sevdiler.<br />
</span><span style="color: #000000;">Sevmeyenler de olmuştur.<br />
</span><span style="color: #000000;">Ama kimse geçmişimi kınamadı!<br />
</span><span style="color: #000000;">Kendi geçmişlerini bakıp, bunun değiştirilemez olduğunu görüyor ve zamanın kavurarak yarattığı sevgiliyi &#8220;kendi olduğu gibi&#8221; sevmeyi biliyorlardı belki de&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Sen, kendi geçmişinde neyi neden yaptığının seni olgunlaştırdığını bilmiyor musun?<br />
</span><span style="color: #000000;">Seni kınamadım hiç&#8230;</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Her yangın çıkışında, yangından ilk kurtardığım &#8220;iyi niyet&#8221; ve aptallık dosyalarım oldu.<br />
</span><span style="color: #000000;">O dosyaları 13.cü kez ev taşırken özenle getirip, son evimde en üst raflara yerleştirdim.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Makarayı geriye sararak, filmi tekrar izlediğimde pek yanlış görmüyor gözüm.<br />
</span><span style="color: #000000;">Bazı derslerin en koyu harflerle yazılı olanlarını &#8220;o&#8221; yanlışlarla kitaba kaydetmiştim.<br />
</span><span style="color: #000000;">Velhasıl kelâm sevgili, sevmediğin, eleştirdiğin ve geride kalan her şeyi değiştiremeyeceğim.<br />
</span><span style="color: #000000;">Sen de böyle sevemiyorsun.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Zamanı, bir gün, tıpkı &#8220;eski bir kazağı yeniden örmek için&#8221; söker gibi boşaltır, ipliği yeniden yumak yapar ve tekrar bir yelek örersem, deliksiz olsun isterdim.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Dilerim bir gün bu da gerçek olur ve birbiriyle yolları kesişene kadar türlü sevimsiz işler yaşayan sevgililer, karşısındakinin geçmişini siler (!),söker ve tekrardan oluşturabilir.<br />
</span><span style="color: #000000;">Yahut, karşısındakini ona gelene kadar yaşadığı tüm hayat gerçeğini kabul ederek kucaklar.</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">O zaman ısmarlama sayfalarla güzel suratlar ve vücutlar, &#8220;mükemmel&#8221; için bir araya gelirler ve yüzlerine vurulacak kusurları olmayan çiftler, kınanmayan hayat ortakları, kötü yetiştirilmiş evlatlar için hayıflanılmaz.<br />
</span><span style="color: #000000;">Iskalanmış iş yerleri, kırılıp dökülmüş dostlar, baş edilememiş akrabalar&#8230; Hepsini yaşamamış bir kişilik, ısmarlama bir sevgilinin mükemmelliği!</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Tertemiz ve pürüzsüz bir mermer üzerinde kayar zaman&#8230; Üzerine istenilen desenlerin ve geçmişin çizilebildiği muhteşem bir yüzey &#8230;Değil mi?</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"> Azizsin ya,  bul bir tane &#8220;azize&#8221; mutlu ol.<br />
</span><span style="color: #000000;">Gerçekten mutlu ol&#8230;.</span></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"> Muazzez                 24.07.11                15:30</span></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/sevemedim-muazzezi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
