<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bıçaklı saldırı &#8211; Ayşenur Yazıcı</title>
	<atom:link href="https://aysenuryazici.com/etiket/bicakli-saldiri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://aysenuryazici.com</link>
	<description>Ayşenur Yazıcı İle Bedava Hayat Dersleri</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Aug 2021 22:54:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://aysenuryazici.com/wp-content/uploads/2021/07/cropped-cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>bıçaklı saldırı &#8211; Ayşenur Yazıcı</title>
	<link>https://aysenuryazici.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Şah Damarında Bir Çocuk</title>
		<link>https://aysenuryazici.com/sah-damarinda-bir-cocuk/</link>
					<comments>https://aysenuryazici.com/sah-damarinda-bir-cocuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Yazıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2016 16:17:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muazzez'İn Günlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[ayşenur yazıcı]]></category>
		<category><![CDATA[bıçaklı saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[sokak çocuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aysenuryazici.com/?p=397</guid>

					<description><![CDATA[Bugün cumartesi. Peh! Kızların çoğu buluşacakları restoran, sinema, tiyatro veya romantik akşam yemekleri için süslenme çabalarını ayna önünde&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün cumartesi.<br />
Peh!</p>
<p>Kızların çoğu buluşacakları restoran, sinema, tiyatro veya romantik akşam yemekleri için süslenme çabalarını ayna önünde sürdürüyorlar&#8230;</p>
<p>Yaşlandım galiba! evde birkaç arkadaş oturup sohbet etmekten başka eğlenceyi canım çekmez oldu birkaç yıldır. Ne peşinden aklımın koştuğu bir erkek var yaşamımda, ne içimden taşan dev umutlar&#8230;</p>
<p>Geceyi, evde okuyarak geçirmem için beni sürekli dürten iç sesime direnmemek için bahanem var bugün:<br />
Yoksul köylere yapılan kütüphanelere birkaçını daha eklemek için New York&#8217;ta yaşayan Türklerin kurduğu bhop&#8217; un, bir sanat galerisinde toplantıları var.</p>
<p>Rica ettiler gidip konuşacağım. Kim bilir ömrümde kaçıncı kez, &#8220;hayatta en güzel fiil sevmektir, ikincisi de yardım etmektir&#8221; diye başlayan konuşmayı, muhtaçlara köprü kurmaya çabalayan bu gönlü kocaman insanlara aktaracağım.</p>
<p>(kendinden başka insanların da iyiliğini düşünen bu insancıklara yürekten teşekkürler!)</p>
<p>Köprü ana baba günü. Radyodaki çocuğun esprilerine gülüp, açlıktan topuğuma yapışan midemin sesini, torpidoda bulduğum nemden yumuşamış bisküvilerle susturarak Ümraniye- Beyoğlu arasındaki yolu tam iki buçuk saatte alıyorum, şükür vardım&#8230;</p>
<p>İllaki ya mor giyinin ya da yeşil demişler davetiyede. Baharın, umudun renkleriymiş.<br />
Gardırobun dibinden eski mor kıyafetimi çıkardım. beli lastikli olmasa bunca yılın ardından üzerime uyacak gibi değil! uydu!<br />
E pabuçlara da uyumlu bir şeyler yapmak gerek. Çiçek demetlerinin sapından çıkan kurdeleleri saklayan, savaş yıllarının yokluğunu unutmamış bir annem olmasının faydası bu işte.<br />
Yoksa biriktirdiği plastik yoğurt tasları için az tartışmamışızdır&#8230; &#8220;anne bunların içinde bakteri ürer, saklama at&#8221; desem de, o gizliden gizliye 200&#8217;e yakın tası yatak altında biriktirmeyi başarmış ve ev taşınırken &#8220;plastik hazinesi&#8221; ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Mor kurdeleyi ikiye bölüp ayak bileklerime birer mor fiyonk yaptım. çok hoş oldu. aferin sana dedi içimdeki ses.</p>
<p>(israf etmemeyi hayat düsturu edinmiş bir annem olduğu için teşekkürler!)</p>
<p>Arabayı Marmara otelinin otoparkına koyup bir taksiye atladım. Üzerimdeki kıyafet istiklâl caddesine uygun bir kıyafet değil üstelik adrese de yabancıyım&#8230;</p>
<p>Kumbaracı yokuşunun başında indim. Buradan ötesi çıkmaz sokak ve sanat galerisi çıkmaz sokağın en sonundaki binanın üst katında.<br />
Arka sokaklardan gelen müzik sesleri, insan kahkahaları, sokağa dağılan yemek kokuları şen bir geceyi yağ gibi döküyor parke taşların üzerine. Sokak lambasının her taşın yuvarlak sırtına yaptığı kaygan ışık örtü; eski İstanbul filmlerindeki nostaljinin, saflığın ve bozulmamışlığın sessiz parçaları gibi&#8230;</p>
<p>Çıkmaz sokağın yokuşunun başında durup aşağıya gülümseyerek bakıyorum. Derin uykudaki dev bir yılanın sırt pulları gibi şose&#8230;<br />
Ayakkabılarım ne kadar yüksek ve rahatsız!<br />
Taş aralarına giren topuklar, bombeli taşlar üzerinden kayan taban&#8230; Kendi kendime kızıyorum. Neden yanıma yedek düz bir pabuç almadım diye.</p>
<p>İki adım atıyorum sol tarafta bir flaş patlıyor! Rusya başkonsolosluğunun yüksek duvarından, harekete duyarlı projektörü üstüme ve sokağa beyaz bir şelale gibi akıyor.</p>
<p>Komik bir şaşkınlık, gülümseme yaratıyor insanda bu ışık. Herkes sana bakıyor sanki&#8230; Ama sokak bomboş.</p>
<p>Şimşek gibi beliren ışık, aşağı yol alan bir havai fişek gibi sokaktan akıp, sokak bitimindeki demir kapının önünde duruyor.<br />
Bana gideceğim yolu aydınlatan şûadan bir peri gibi. Ne hoş!</p>
<p>(çocukluğumuzdan beri &#8220;perilerin ışıkla ilişkili&#8221; olduğunu anlatan masallara teşekkürler!)</p>
<p>Karanlık sokağın beş yüz metre ilerisindeki kapıya varmam için beni yüreklendiren bu ışığa, fayton atlarının asfaltta çıkardığı toynak sesleri gibi ses çıkaran ayakkabılarımın tıkırtısı eşlik ediyor.<br />
Yolun yarısına gelmişken durup duvar önünde soluklanıyorum. Hareket etmeyince, sokağı aydınlatan projektör sönüveriyor.<br />
Her yer zifiri karanlık oluyor birden. Ürperiyorum! &#8220;ne işin var burada?&#8221; diyor içimdeki ses.</p>
<p>Yokuş aşağı yuvarlanmamaya çalışarak hızlı yürümeye başlıyorum o korkuyla. Bir an önce demir kapının önüne kendimi atmam gerek.<br />
Kendimi seyrediyorum bu film karesinin içinde ve karar veriyorum ki bu mor elbiseli koket kadın o sokağın dekoruna hiç uymuyor. Ya da bu sokak için o kadın yabancı bir dekor&#8230;</p>
<p>Senaryoyu yazan ben olsam, yokuş aşağı uzanmış, uyuyan bir ejderha sırtını andıran pul pul deriden oluşan sokağın üzerine, gezen birkaç sokak kedisi ve çöp bidonları koyardım.<br />
Balkonda ipte on bininci kez yıkanmaktan yorgun çamaşırlar, derinden gelen cızırtılı bir televizyon sesi&#8230;<br />
Hatta duvar üstünden tüyleri sarı-beyaz bir kedi yere atlamalı, onu gören hastalıklı bir köpek yattığı yerden kalkıp aslan kesilmeli, canhıraş bir kovalamaca ve havlamaların ardından, apartman penceresi açılıp sokağa bir kova su boşaltılmalı.<br />
Küfür edip pencereyi sertçe kapatmalı ihtiyar bir amca&#8230;</p>
<p>Kadın koyu yeşil ağır demir kapıyı zorlanarak açtı ve avluya kendini attı. tedirginliği geçmişti.</p>
<p>Yılan uyanmamış, kediyi köpek kovalamamış, üst üste yığılmış dairelerden kimse pencereyi açmamış, sokaktan bir canlının geçtiğini &#8220;projektör&#8221; hariç kimse fark etmemişti.</p>
<p>Oysa üç adım yukarıda yemek kokuları ve darbuka sesleriyle hayat ne kadar da gerçekti&#8230;<br />
Hayret! salondaki bunca insan o hayalet gibi sokaktan mı geçip gelmişti bu salona?</p>
<p>( korktuğumuzda, ıslık çalarak kendimizi avutabileceğimizi öğreten insanlara teşekkürler!)</p>
<p>Gece bitti. kulaklarımda bir yorgun uğultu, ama içim görmediğim çocuklara yardım etmiş olmanın garip huzuruyla demir avlu kapısını itip sokağa geri çıktık<br />
Hülya ve ben&#8230;<br />
İki kadın, uyuyan ejderhanın sırtına serili sokağa ayaklarımızı basar basmaz projektör yandı. İçimizden ıslık çalmamak için sebebimiz vardı: iki kişiydik.</p>
<p>İkimiz de biliyorduk ki dik yokuşu tedirgin adımlarla çıkarken, aklımızı ve ruhumuzu korkudan temizlemenin en güdüsel yolu konuşmaktı.<br />
Bu da bir şekilde &#8220;kelimelerle ıslık çalmaktı&#8221;. Ama birbirimize hissettirmeden&#8230;</p>
<p>Karanlık, şimşek, gök gürültüsü ve derin çukurlar mağara devrinden bu yana hücrelerimize işlenmiş minik korku nakışları, medeniyetin ortasında da işbaşı yapıyorlar.</p>
<p>Yaratılışımızda bedenimize işlenen en derin nakış &#8220;canlı kalabilmek&#8221; adına güdüler geliştirmemiz bu yüzden&#8230;<br />
Canımızı sakınmak asal görevimiz. Daha uzun yaşamak, daha çok hayatta kalıp, daha çok nesil üremesi için çabalamak&#8230;<br />
Sevgi denilen duygunun da damarlara zerk edilmesinin sebebi bu sevinci diri tutmak değil mi?</p>
<p>(âdemoğlunun dişi olanını evladına görünmez bağla döşeyen Allah&#8217;ıma teşekkürler!)</p>
<p>Topuklu ayakkabıların içinden uzanan ince ayak bileklerimiz, hızlı adımlarla tırmandığımız yokuşun ortasına geldi, yavaşladık. Uzaktan gelen sesler daha cüretkâr şimdi.</p>
<p>Sokak başından hızlı adımlarla gelen iki gölge yokuş aşağı bağıra bağıra inmeye başladığında Hülya&#8217;yla birbirimize yaklaştık.</p>
<p>Projektör dev ışığını bir kez daha sönüp açtı! Taş arasına giren topuğumu sertçe söküp hızlandım.<br />
Üstüme doğru yokuş aşağı yürüyen adama yol vermek için duvara doğru yaklaştığımda içimdeki ses sokağın başında dediği cümleyi tekrarladı: &#8220;ne işin var burada?&#8221;</p>
<p>Havada öyle gergin, basınçlı bir yoğunluk var ki bir tohumun patlamadan önceki son enerjisi sokağa yayılıyor&#8230;<br />
İkimiz de aynı anda birbirimize döndük&#8230;</p>
<p>Yuvarlak yüzünde seyrek sakallar, beyazı içinde kaybolmuş göz bebekleri, küstah bir büklümde duran ağız bana bir karış mesafeden bağırıyor:</p>
<p>&#8220;çantanı ver yoksa gırtlağını keseyim mi?&#8221; Sustalıyı tek harekette açamıyor, bir iki kez düğmesine basıp bocalıyor.<br />
O da acemi, ben de!<br />
Projektör sönüyor. Sokakta hareket yok!</p>
<p>Bir daha bağırıyor ve bıçağı dürtüyor.<br />
Aslında o da kesmek istemiyor boğazımı biliyorum. Ama o cüzdanı mutlaka istiyor.<br />
Karanlıkta kulağımın altına bir soğuk demir titreyerek dokunuyor.<br />
Bıçağın sivri ucunun değdiği yerde, damarımdan geçen kanın akışını daha net hissediyorum. Ejderha derin bir nefes alıyor ve sokak kımıldanıyor ayaklarımın altında.</p>
<p>Projektör ışığın parlattığı taşların aralarından akan kanı birileri filme alıyor o an.<br />
Annem perişan, yas tutuyor, oğlum iki kere yetim.<br />
Borcum yok kimseye ama param da yok!<br />
Ben ölünce onlar ne yapacaklar? Bu sahneyi bin kere yaşayan Hülya, duvar dibinden kaç kez uyanarak ağlayacak hayatı boyu?</p>
<p>Gazetelerde çıkan, sas komandosunun ölüm haberi kuponu kesilip konuluyor duvara o an!<br />
Babamı son kez gördüğümde daha uzun yanında kalsaydım diye geçiyor aklımdan&#8230;<br />
Ölmeden önce anlatmak, konuşmak, affetmek, itiraf etmek istediklerimi ertelediğime kızıyor içimdeki ses&#8230;<br />
&#8220;pahalı&#8221; dediğim o kırmızı çiçekli elbiseyi alıp giymediğime hayıflanıyorum bir saniye içinde!</p>
<p>Onca yazacağım roman vardı, bir daha âşık olmak isterdim&#8230;<br />
Çeşme&#8217;de denize girmek, iyi bir program daha yaparak öğrendiklerimi insanlara umut olarak aktarmak isterdim&#8230;</p>
<p>Boynumdaki bıçağı iteliyor bir el ve tüm ömrüm bir minik demirin ucunda sallanıyor&#8230;<br />
Sapı sarı, ucu beyaz metal bıçak projektörle parlıyor, gözüme ışığı vuruyor.<br />
Şimdi cüzdandaki altmış lirayı ona vermemi kabul etmeyen ve tüm çantayı isteyen bu çocuğa tüm hayallerimi teslim ediyorum işte!<br />
Kerem&#8217;imin yanında daha uzun kalabilmek bir gazetede tekrar köşe yazabilmek, kitaplarımı yurt dışında satabilmek için, tırnaklarımı hayata tekrar geçirebilmek için:</p>
<p>&#8220;al işte çanta, al&#8221; diyorum&#8230;</p>
<p>( şah damarıma dayanmış bu iki çocuğun, onun ve kendi çocuğumun hayallerini de yıkmadığım için içgüdüme teşekkürler)</p>
<p>Aldığı çantayla beraber çıkmaz sokağın demir kapıyla son bulan dibine doğru koşmaya başlıyor. Gözcü olan diğeri de ardından&#8230;<br />
avazım çıktığı kadar bağırıyorum şimdi. &#8220;imdat yardım eden yok mu ne olur çantamı çaldılar Allah aşkına yardım edin&#8221;&#8230;<br />
İçinde sadece hayaletler olduğuna inanılacak kadar sakin evlerin kapıları, pencereleri bir bir açılıyor.<br />
İnsanlar sokağa bakıyorlar. Projektör artık hep yanar durumda!<br />
Sanki tüm bu film çekilirken figüranlar rollerini bekliyorlardı, gizlendikleri yerden bir çığlıkla çıkıp âdemoğluna düşeni tamamlayacaklardı&#8230;</p>
<p>Ejderhanın pul pul taşlarla kaplı sırtında ellerinde sopalarla koşuşan erkek ayakkabıları, demir kapının ardında kayboldular.<br />
Beş dakika içinde polis arabasının beyaz gövdesi sokak başında durdu.</p>
<p>( imdat diyene hala yardıma koşan insanların var olduğunu gösteren tüm kumbaracı yokuşu gençlerine teşekkürler)</p>
<p>Bana bıçak dayayan ,Sevgili oğlum Nur, polisin seni yakaladığı gece, camın ardından seni bana gösterdiler. Sen beni göremiyordun&#8230;<br />
&#8220;bu mu?&#8221; diye sordular. Zaten itiraf da etmişsin. &#8220;evet, bu&#8221; dedim. Uyku mahmuru gözlerin aynen uykudan uyandığında oğlumunkiler nasılsa öyleydi. Çocuksu ve saf!</p>
<p>Dün gece üstüne giydiğin hırsız kostümü sana ne kadar da uzaktı, ne kadar da sahteydi o çocuk&#8230;<br />
Cam ardından seni seyrederken ağladım.<br />
Dizime yatırıp, o içinde karmakarışık bir dünya olan tozlu başını sevmek isterdim. Annenin seni dünyaya getirirken kaderine kurduğu hayalleri duydum!<br />
Kim bilir kaç kardeşin var, üvey baba mı sebep Van&#8217;dan buralara kaçmana, üvey ana mı? Medyadan izlediğin kolay hayatlar mı kandırdı seni?<br />
Yoluna ışık bulaşsın, incitmeden yaşamanın bir yolunu bul diye, ıslah olman için dua ettim kalben.</p>
<p>Şimdi artık sabıkalı bir insansın. Yolun net damgalandı.<br />
Damgalanmasaydı eğer, sen bir gün 26 ncı suçunu işlerken, bir polis seni vurduğunda, &#8220;sabıkası bile olmayan&#8221; bir masumu zedeledi diye polis zan altında kalacaktı.<br />
Dileğim bir &#8220;Türk bir dünyaya bedeldir&#8221; sözünü benim kadar içten hisseden kanun yapıcıların, senin ıslah olup bir meslek kazanman için &#8220;ceza&#8221; evinden çok, &#8220;eğitim hapishaneleri&#8221; açmalarıdır.<br />
Almanlar bunu başardı. Bizde de sen arala bu kapıyı hikâyen ile&#8230;<br />
Rabbim seninle olsun.</p>
<p>Mevlana&#8217;nın sözü beynimde kısık sesle tekrarlanıyor:</p>
<p>&#8220;yok olmak, zıddın zıddı yenmesinden ileri gelir&#8230;&#8221;.</p>
<p>.&#8221;yok olmak, zıddın zıddı yenmesinden ileri gelir&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8230;&#8221;yok olmak, zıddın zıddı yenmesinden ileri gelir&#8230;&#8221;</p>
<p>2009 ayşenur yazıcı / andrea and</p>
<p><a href="http://www.hport.com.tr/magazin/sok-unlu-spiker-ve-yazar-aysenur-yazici-nin-bogazina-beyoglu-nda-bicak-dayadilar">Beyoğlu haberi </a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://aysenuryazici.com/sah-damarinda-bir-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
