|
Merhaba. Öncelikle geçmiş olsun. Bir gasp olayı yaşanmış. Tanrı sizi oğlunuza bağışlamış.
Benim bir sorunum var. Yeni mezunum. Hayata atılma konusunda sıkıntılarım var. İş tecrübesi isteniyor. Öyle böyle yapıyoruz bu sefer askerlik istiyorlar. ( Yakında teslim oluyorum. ) Askerlikten geleceğiz fakat bu sefer de yabancı dil istiyorlar. Lanet olası sömürge dili ingilizceyi öğrenmek uzun zaman alıyor. Öğrensek bile tofel kpds gibi sınavlar var. Bu sınavları geçmek için bilmek de yetmiyor.
Çok iyi derecede fransızca bildiğinizi gördüm.
Sizce fransızcaya fransız olan birisi için fransızcayı öğrenmek ne kadar vakit alır. Öğrenmek mümkün müdür ? Ne tavsiye edersiniz.
Not: Bu soruyu soracak hiçbir tanıdığım yok. Yabancı dil kurslarına da güvenmiyorum.
AYSENUR'DAN NOT:
Bana güvendiğiniz için teşekkür ederim. Dürüst olmamın (tek ve bence en büyük) ödülünü, insanların bana güvenmeleriyle alıyorum...Devir kıvırtanların ve menfaat için yalan söyleyenlerin devri malesef...
Yerden göğe haklısınız. Teknoloji yabancı dile geliştikçe ve biz de onların gelişmelerini bekleyerek medeniyeti alıyor isek, hal ahval malesef böyle!Prospektüslere bile Türkçe açıklama konulmaya birkaç yıldır başlandı..
Tıp yabancı dilde, makina yabancı dilde, kimya yabancı dilde, hukuk okuyanlar bile kendi dillerini anlamaz haldeler...
Boşuna her dinde ve öğretide İLİM İRFAN ÖĞRENİNİZ denmemiş...
Kim ilerideyse onun dilini öğrenmek gerekiyor malesef.
Hadi diyelim meslekler gereği yabancı bir sürü yabancı kelime kullanıyoruz, öz dilimizi de kirletmek için bunlar birebir!
Dilini kaybeden uluslar özgürlüklerini de böylece kaybediyorlar. Ve medya bu konuda çok çok duyarsız! Halka yabancı sözcüklerle haber okuyanlar, tartışanlar "deklarasyon" yerine "bildirge" demeye bile üşenir hale gelmiş...
Evet bir dil öğrenmek sizi, aynı işe talip olanlar listesindeki "bin" kişinin önündeki sıraya geçirir. Ama dil TEK tercih sebebi değildir işe almalarda.
Kimliğinize, kişiliğinize artı olarak koyduğunuz her ilgi ve çalışma alanı üniversitede sizinle aynı bölümü paylaşarak mezun olmuş rakipleriniz (arkadaş ve meslektaşlarınız) arasında öne çıkarır.
Tüm personel arayanlar için bu geçerlidir inanın.
Hobileriniz bile kişiliğinize artı getirir.Dalmak, Tarihe meraklı olup okumak, fotoğrafçılıkla ilgilenmek, elişlerine meraklı olmak, astrolomiye ilgi duymak, dernek ve kulüplere üye olmak hep CV lerde size + getirir.
Ben ortaokulu babam görevli gittiği için Paris'te Fransızca okudum. Gittiğimde tek kelime bilmiyordum. Her gün okul çıkışı Mme Deslandes adlı bir yaşlı bayandan 3 saat ders aldım ve 4 ay sonra hem dili söktüm, hem sınıfımı geçecek kadar dersleri takip edip, (birçok yazım hatası yapsam bile hoşgördüler) sınıfımı geçtim.
Sonra liseyi Türkiye'de bitirdikten sonra Lyon'a üniversiteye gittiğimde, öğrendiğim Fransızcanın çoğunu unutmuş olduğumu fark ettim. Çünkü Türkçe konuşarak ve Fransızca kitap okumayarak beynim kayıtları silmişti.
Mükemmel dil, sadece o dilin konuşulduğu bir ülkede kalınarak öğrenilir. Benim intibam budur. Üniversiteye giderken geceleri, bir Lübnan lokantasında üç yıl garsonluk yaptım. Dil, kullanıldıkça gelişen bir şey.
Sizin cümle hatalarınızı görmeniz, ancak o dili konuşanların nasıl doğru cümle kurduklarını dinleyerek ve bunu sürekli KAYDEDEREK mümkün.
Eğer Türkiye'de yaşarken dil öğrenmeye çalışacaksanız da, devam ettiğiniz kursla yetinmemeniz gerek ki kulak kalıpları depolasın. Kullansın. Kaydetsin.
Film izleyin, duyduğunuz kelimeyi yazın sonra manasına bakın. Mesela evde
her gün 5 kelimeyi anlamlarıyla beraber küçük kağıtlara yazın, banyonuza, odanıza mutfağa asın. Her geçtikçe tekrarlayın cümle kurun.
Kağıtları her gün değiştirin.
Bu sistemle ingilizceyi çok rahat sökersiniz,ve konuşursunuz...Kelime hazneniz de farkına bile varmadan gelişir.
Kalıpları ve grameri en kolay dil ingilizcedir ve inanın "aklınıza koyarsanız" yaparsınız.
Fransızca,Yunanca ve Almancaçok zor diller.Sadece dişi ve erkek artikel yok. Der das, die veya to ti i gibi ekler sözcüğe de "ek" oluşturuyor ve ülkede yaşamadan, halkın kullandığı sesleri ve takıları akla yerleştirmeden öğenmesi çok zor (benim fikrim)
Askerlik çoğu insan için vaktin ömrün boşa geçmiş yılı olarak algılansa da belki babam asker olduğundan belki çok gölemlediğimden bilemiyorum bir erkeğin hayatındaki sosyalleşme ve hayata adapte olma dönemi gibi geliyor bana.
Bu kadar karamsar bakmayın. Kimbilir orada tanıdığınız bir arkadaş ileride hayatınızı değiştirecek biridir? İlkokul arkadaşları kaybedilir ama askerlik arkadaşı hayat boyu dost kalır.
Siz eğitimlisiniz diye ve bir an önce hayata atılmak ve temel kurmak istediğinizden askerlik sürecini can sıkıcı görüyor olabilirsiniz. Hele hele ülkemizde bunca işsiz ve geleceği inşaa edemeyen insan sayısı çoğalırken!!
:(
Ama babam hep derdi: Çocuk 19 yaşında sünnet olamamış köyde öyle yaşıyor askerde oldu. Eline çatal almamıştı askerde genel hayat gidişinin kurallarını öğrendi. Yıkanmayı bilmeyen bile var diyordu. Üzülüyordu. Ama onlar memleketlerine döndüklerinde, o köye kaldığı sürece bilemeyeceği birçok şeyi öğrenmiş dönüyorlardı derdi.
Anneniz değilim, akrabanız değilim ama bu ülkede yaşayan tüm gençleri evladım gib seven bir iç dünyam var. Size yanlış öğüt vermekten bile korkarım. Güzin abla gibi bana her gün yazan o kadar çok genç var ki!
Bu beni çok ağır bir sorumluluğun içine itiyor.
Benim oğlum olsaydınız size derdim ki:
Git Mehmet! Git askerliğini yap. Giderken yanında ingilizce öğrenebileceğin herşeyi de al. Ordudayken de bu isteğine destek verecek birileri mutlaka karşına çıkacaktır. Bahset...
Askerlik dönüşü "aupair" sistemle ingiltereye gitmek için başvur. Yahut Fransa'ya...Bir yıl orada hem dil okuluna git hem, kalacağın yiyeceğin yer olsun, hem kendi paranı kendin kazan. Zor diye düşünme. Dönüşte çok iyi bir dilin olacak.
Gerisine Allah kerimdir..Sen bir adım at o sana gani gani çalışma ve çabalamanın ödülünü verecektir.
Yolun açık olsun... |