Home / Fikir Kileri / Senin Yüzünden

Senin Yüzünden

Senin yüzünden!

kriz: “paranın değerinin ne olduğunun bilinmediği dönem”

haftada bir, bir kuponluk dev umudum vardı: 4 tl. ayda 16 lira… vazgeçtim. çok para bu 16 lira… getireceği hayalin ederinden bile çok.

işaret parmağınızı sivriltip, kalan parmaklarınızı yumruk yaparak başparmağın altına sıkıştırdığınızda birini işaret eden bir “ok” yapıyorsunuz.

“sen” derken işaret ettiğin parmakla itham ettiğin suçluyu gösteriyorsun. sen! işaret parmağın karşıdaki suçluyu gösterirken kıvırdığın diğer üç parmakta direkt seni işaret eder.
bir suç ona, üç suç sana.

“sen” in yüzünden dünya bu hale geldi diye suçladığında, üç cevap da senin savunma yapman gerekiyor.
1-çaresiz kalma sebeplerden biri de benim suskunluğum mu?
2-doğru karar verecek kadar bilgili miyim?
3-beraber bir kuyuya yuvarlanıyor olmamızdan sadece diğerleri” mi sorumlu?

çocuk cesetlerinin yan yana dizilerek, uzuvları kopmuş insanların çığlıklarıyla karıştığı yerde onlara ilaç ve aş yollayarak gelecekteki yaralarına hakikaten çözüm bulmuş oluyor musun?

meydanlara oluk oluk akıp, insanlıklarını hırslarına kurban etmiş bombacıları korkutuyor musun? kınandıkları için hız kesiyorlar m? birden öldürmekten vazgeçeceklerini mi sanıyorsun, sen katilin bayrağını yaktığında?

akıllı ol. onları hangi silahınla durduracağını bul. ve meydanda bağırarak, savaş görüntülerine televizyon önünde gözyaşı dökerek hiçbir şeyin durmadığını gör.
barış dediğin, içi en az sevgi kelimesi kadar boşaltılmış “huzur”u en çok tehdit eden şey nedir? enerji? politika? ekonomi?
barış söz konusu olunca inan hiç biri diğerinden farklı değil… hepsi aynı tepside kavrulan çerezler…

yeryüzünde sen kabul etsen de etmesen de çevrebilimle ilgili ciddi sorunlar var. açlık, geleceğin bir parçası artık… devletler kendi kendine yok oluyor. dünyada bir güç kayması var. bir bak, kyoto’yu abd ve çin imzalamadı. rüzgâr, güneş ve su güçleri yüksek! onlara ne diğerlerinin açlık sorunundan?

enerji barış için önemli anlamıyor musun?

istikrarsız ülkelerden geçen enerji aktarım yolları tedirginlik yaratıyor. istikrarı olmayan bölgelerdeki dengesiz dalgalanmalar “insanın insana güvenini” bozuyor, seçenekleri kısıtlıyor. satıcı için, enerjinin transit geçtiği ve enerjiyi alan ülkelerin seçimi önem kazanıyor.

işte şiddet böyle özelleştiriliyor. “en kuvvetli olan haklıdır” demek haksızlık! ama böyle artık!

terörün ulusal değil uluslar arası tehdit olduğunu anlaman için artık evrensel düşünmen lazım. dene!
en büyük gelecek tehdidi (savaş) işte böyle doğuyor.
kitle imha gücünün sorumsuz güçlerin eline geçmesidir en büyük akıl tartısı…
iran, hindistan, israil diye tek tek ülke mi saymak istersin, yoksa bunlar dengesiz güçlere sahip olmasın diye “ben yeryüzü insanı olarak ne yaptım” diye kendine sormak ister misin?

tuğla tek başına bir yükselti değildir. ama sağlam harçla üst üste konulmuş tuğlalar “duvar” olurlar.
sen bir tuğla olarak nerede yer aldın?

toplumsal adalet için kendi payına ne başardın? her şey, herkesin ve başkalarının kararından ibaret bir kargaşa mı?

yoksa sen kaçtın, o kaçtı, bir diğeri elini taşın altına koymaktan korktu, başkası erteledi, bir başkası da görmezden geldi de, işte öcü ile hep beraber mi karşı karşıyayız?

“önce ekmek, sonra ahlak” diyen bir düzen kurulurken neden sen fikrini söylemedin? yeryüzünde “küresel kaidelerin” yapılma zamanı geldi. iyi de bu kuralların oluşturulmasında bir insan olarak seninde diyeceğin iki çift laf yok mu?

yoksa yine oturup bilerinin senin adına kaide yapmasını bekleyip, kafana göre uyup /uymama, kaytarıp kimseye çaktırmama, sonrada söylenme/şikâyet etme tarafında mı yer alacaksın? ya torunun? ya toprağın? …ya ecdadının sızısı?… ya iyiye olan inancın? …neredeler?

sen kimsin?

b.m. in artık “birleşemeyen milletler” olarak sadece kült bir isimden ibaret olduğunu hangi savaş insanlığa ne zaman anlatacak.

yılda 500 milyar m3 gaz kullanan, tuzu kuru insanı aç avrupa’nın, 1+1 evinden oraya buraya saldırıp tüm bahçeli villaları kapma derdinde olan israil’in, torununa bırakacağın tarladaki tüm tohumlara göz koyan amerika’nın, vatanının göbeğinden fışkıran ırmaklara kana susamış vampir gibi pusuya yatmış susuz ülkelerin, seni çaresiz bırakmak için kurdukları “yakan top” oyununda meydana çıkıp bağırıp çağırmanın galip gelmeye yetmediğini anlamadın mı?

küreselleşmede kimler kazanan, kimler kaybeden olacak, yenidünya düzeninin çöküşünde ne kadar net farkından değil misin?

artık “sıradan” insan ve “sıradan olmayan” insan yok.
insanın ta kendi var olma savaşında akıl ve fazileti yeniden tartmak, en küçük bir ayrıntıda bile “tek kişi olsa bile” ne kadar önemli bir işlevi olduğunu görmek durumunda. tüm dinler barışı, iyiliği, paylaşmayı, merhameti ve ilim öğrenmeyi öğütlerken bunca gaddar hangi gezegene ait?

tüketim şeklimizle ve zaaflarımızla nereye geldiğimizi, insana benzemekten çıktığımızı görmek bana acı veriyor.
rekabetin ruhsal iş birliğine dönüşmesi için daha kaç dünya savaşı göreceğiz? kaç ulus, kaç nesil yok edilecek?

gelecek için planlar yapanlar farkında değiller mi ki “gelecek” yaşamda kalanlar içi var olan bir olgu! kürsel anlamda yaşamı sürdürmek ise bize iki seçenek veriyor:

1..savaşı galip götürmek (saldıran güçlü taraf olmak)
2..savunmak (saldırıya karşı direnç gösterebilmek)

bir şekilde, her iki durumda da “karşı karşıya” olmak söz konusu… yani iki durumda da yine “yaşamda kalma” savaşı var. aikido’nun asal öğretisinin üzerine kurulu olduğu bir hikâyeyi anlatarak bunu izah edebilirim:
atlar gemiyi azıya almış koşuyorlar, araba oraya buraya savruluyor. pazar yerine daldılar, bu tehlikeli koşuda birçok insanı ezecekler.

atları vurabilirsiniz -ama ateş ederken etraftakileri de öldürme riskiniz var- aikido, size atın yanında aynı hızla koşmanızı böylece onlara yön vermenizi söylüyor, öneriyor.

tüm insanlar barışa gönül vermiş gibi yapıp, barışa kavuşmak için savaşırken atın yanında aynı hızla koşup ona yön verenlerden olmayı unutuyor, istemiyor, korkuyor, belki de bilmiyorlar…

şimdi gidip televizyonu açın. içinizi parçalayan savaşı bosna hersek’te ırak’ta çeçenistan’da izlediğiniz gibi seyredin. hatta uluslar arası bir “dizi filmin” her gün gösterilen canlı seansı gibi merakla bekleyin “bugün ne olacak” diye…evin elektrikleri cayır cayır kullanmadığınız odalarda bile yansın önemli değil!

sonra doğalgaza yapılan zamma sinirlenin, yüzüncü kez yarın sigarayı bırakacağım deyin ve yatmadan ceketinizin cebinde yarına sigaranız var mı kontrol edin… efendime söyleyeyim, oğlan okumak istemiyor diye azarlayıp nutuk çekin, sonra da kendi hayatınızdan erdem ve çalışkanlık örnekleri verip yanlış yolda olduğunu höykürün.

gidip uyuyun. sabaha halledilecek bir sürü iş var.

naylon faturalarınız, arabanın torpille alınan egzoz pulu, şehir imar planına dâhil edilmeden üstüne yatılacak arsa, oğlan askerlikten yırtabilir mi diye zorlanacak kapılar, pazara pikniğe giderken yol üstünden alınacak kaçak et vs…

uyuyun…

size ne canım dünya birbirini yiyiyorsa?

About Aysenur

Check Also

İnsan Vücudundan 15 Muhteşem Görüntü

Bu sayfada insan vücudundan 15 muhteşem görüntü bulacaksınız. Görüntüler Elektron Mikroskopu ile çekilmiş, Detaylar 1 …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir