Home / Genel / Korona Günleri Evde Karantina Günlüğü

Korona Günleri Evde Karantina Günlüğü

13 Mart 2020 Cuma
Arkadaşımın teyzesi bağırsak kanseri. Kimi kimsesi, çoluğu çocuğu yok. Bursa Şehir Hastanesinde. Çok boynu bükük kaldı. Ziyarete gidiyoruz sen de gelir misin seni görünce çok mutlu olur dedi. Gelirim dedim. Hastaneye vardığımızda dağın başı zaten, in cin top oynuyordu. Kapıda 5-6 güvenlik görevlisi ziyaret saatlerinin 19:00-20:00 arasına alındığını söylediğinde şoka girdik. Bir uyarı veya duyuru yoktu sitelerinde. Saat sabahın 11’iydi. Bahçede azıcık oturduk banklarda.
Whatsup’la görüştürdüler bizi çok üzüldü haliyle, aşağıdaydık ama yanına giremiyorduk. Baktık çıkar yolu yok. Yan yatak refakatçisi aşağıya indi kolonya, patik, yün banyo kesesi, battaniye gibi getirdiklerimizi ona teslim ettik. Bursa’ya döner yemeğe indik. Hangi akla hizmet bilmiyorum. Deli miyiz biz? İpek çarşısından birkaç fular, hamam malzemesi gibi alışverişler yapıp yola çıkıp İstanbul’a döndük. Tanrı korumuş! Korona sinsi sinsi acaba o dükkanların hangisinde dolanıyordu? Ve biz cahil değildik. Anlam veremiyorum. Sanırım toplu psikoloji bu. Madem herkes dolaşıyor o zaman sorun yok gibi cahilce bir alt mesaj bu. Diyanet, bugün “Tedbir Mümin’den Takdir Allah’tandır” başlıklı cuma hutbesini verdi. Namaz sonrası musafaha uygulamasına ara verelim dedi. Salgınla mücadele etmek hepimizin vazifesidir dedi. Ama toplu yerlerde bulaşır aman bir süreliğine evde namaz kılın demedi! Suudi Arabistan yönetimi Coronavirus salgınına karşı Kabe’yi 6 Martta ziyarete kapattı. Ayni tarihte, sanki tüm Türkiye’yi testten geçirmişiz gibi, sanki kuluçka döneminde olması mümkün değilmiş gibi Sağlık bakanımız Türkiye’de Coronavirüs yok, “Şüpheli bulunup numune alınan vaka sayısı 1363 dedi! Bunlardan pozitif olan hiçbir vaka olmadı, yani Coronavirüs yok” dedi. İtalya’da corona’dan bugün 250 kişi daha öldü.
14 Mart 2020 Cumartesi
Kültür ve turizm bakanı gösteri sanat etkinliklerini iptal etti. Evet yeni! Ama bakkal açık, avm’ler açık, marketler açık, camiler açık, otobüsler minibüsler işliyor. İnip biniyor insanlar. Artık virüs 124 Ülkede görünmüş durumda. Fransa’da 800 kişide tespit edilmiş.! 79 Ölü var. Söylemesi kolay. İnsanlar yükselen bir eğriyle her gün daha fazla ölüyorlar. Açıkçası, böyle bir ölüm hayal etmemiştim hiç kendi yaşamım için. 13 Yaşından beri çalış, kitaplar yaz, emekli ol , koah ol ve nefesin kesilerek öl! Gerçi ölümün iyisi kötüsü yok ama hayırlı ölüm dedikleri bir şey var kesin! Youtube kanalıma video çekmem lazım ama hiç keyfim yok. Ve gerçekten dünya canıyla cedelleşirken benim kozmetik yorumu yapmak hiç içimden gelmiyor. Eldiven ve maske takarak carrefour’a hızlı bir giriş çıkış yaptım. Pirinç, makarna, salça, un, kutu süt, sıvı yağ, tavuk ve beyaz peynir alıp eve koştum. Tüm elbiselerimi ve ayakkabımı çıkartıp çamaşır makinasına attım. Arabanın direksiyonu dahil, para cüzdanımı, çantamın dışını, dezenfektan spreyle fısfısladım.
Akşam tv’lerde herbokolog bir sürü insan meslekleri dışında olan bir konuda car car yorum yapıyordu. Kapattım. netflix’te vis a vis adlı; ispanyol hapishanesinde geçen bir rezil diziye bulaştım…
Akşam uyuyamadım. Sahi biz dışarıdakiler, birbirimize virüs bulaştırmamak için türlü önlemler almaya çalışıyoruz da o hapishanedekiler ne yapıyordur? İnsanın cezalı olması ölmesinin daha hak olduğunu mu gösterir. Kötü rüyalar gördüm.
15 Mart 2020 Pazar
Türkiyede görünen vaka sayısı 6 oldu! Nasıl yani diye sormadan edemiyorum ama sorulara cevap verecek nitelikte hiç bir tv yayını yok. Gereksiz egolar yüklenmiş insanlar çıkıp gereksiz detaylarla tartışmalar yapıyor ama o restoranlarda çalışan garibim komilerin, garsonların, bankacıların, fırıncıların, eve yemek getiren motosikletli insanların, tezgahtarların, doktorların, sağlık personelinin “çalışmak dışında bir seçim şıkkı” olmadığını konuşmuyor!
Akşam can sıkıntısından tavanarasına girdim. Eski kitapları tasnif ettim. Yeniden okumak istediklerimi alıp salona dizdim. Bu arada eski yarım kalmış çile yünleri ve şişlerimi bulduğum için çok sevindim. Belki kediye bir yatak örtüsü örerim. Belki bir banyo lifi… Ama oyalar beni kötü düşüncelerden korur. Gördüklerime inanamıyorum! Kadının biri ona karantinanın bir şart ve kural olduğunu söyleyen ve kaçmasına izin vermeyen polisin yüzüne tükürdü! Umarım kadında virüs yoktur. Polisin yerinde olsaydım kendimi tutamaz patlatırdım bir tane! Bu ne saygısızlık!
Abdest almanın virüsten koruduğunu söyleyenler var. Umarım ayni öğretmenlerden biyoloji dersi alınmaya devam edilmiyordur ülkemde. Su virüsü öldürmüyor kardeşim! Sabun öldürüyor. Abdesti sabunla mı alıyorsun? Ağzına burnuna yüzüne suyu çarparken tüm virüsü ellerinle her yere iletiyorsun! Neden anlamıyorsun? Az önce o açtığın musluğu kimin hangi eliyle kapattığını bilmeden …
16 Mart 2020
Evde olduğumuz sürece hem diğer insanların hem kendi sağlığımızın korunacağını biliyoruz. Annem 85 yaşında, ben 62.İkimiz de risk grubundayız. Gerçi olmasak ne olur, bir kişiye bile korona bulaştırmış olmanın vicdani rahatsızlığını taşıyamayacak kadar ağır ruh halimiz. Oğlum ise 34 yaşında ve ben alışverişe giderim merak etme diyecek kadar endişeli. İlk gün için gayet tedirginiz. Tv’lerde anlatılanlara kulak veriyoruz. Hijyene dikkat ediyoruz. Endişe ile yurt dışındaki haberleri değişik ajanslardan takip ediyoruz.
İlk iş buzdolabında eksiklere baktım. Migros sanal marketten sipariş verdim. Normal zamanda 1 gün içinde gelen sipariş için “4 gün sonrasına getirebiliriz” ibaresi çıktı. “Peki 4 gün sonra getirin kardeş” şıkkını işaretledim. Şimdilik tereyağ ve sebze dışında acil bir şey olmadığından 4 gün idare ederiz diye düşündüm. Akşam çekirdek çitleyerek gözlerimiz faltaşı şeklinde haberleri izledik. Moralimiz iyi ama ülke için bilim adına yapılanları – yapılmayanları- ertelenenleri, yuvarlak cümlelerle geçiştirilenleri dinledikçe gerildik. Annemin dizisi vardı izledi. Ben Şeker Portakalı’nı kütüphaneden alıp belki onuncu kez okumaya başladım. O gece kitap bitti.
Umre dönüşü hacılar apar topar öğrenci yurtlarında karantinaya alınmış! Sosyal medyadan izlediklerimle çocukların gece sms ile nasıl apar topar çıkarıldıklarını gözyaşları içinde izledim. Nereye gittiler? Yeni yurt sakinleri de çocukların “ahır” gibi bir yer bıraktıklarından şikayet ediyorlardı. Çıkmadan bir su da yerleri silselerdi, wcleri çamaşır suyuyla size hazır etselerdi, dolapları temizleselerdi değil mi? Karantina demek insanları barınaklara sokmak mı demek? Nerede hijyen? Sakınma? Peki hacıları oraya yerleştirmeden bir temizlik şirketi gidip orayı temizleyemez miydi? Ya da devletin bu insanları yerleştireceği bir tane oteli yok mu? Onlarca sosyal tesis var birini buna tahsis edemez miydiler? Karayolları tatil köyü, bankaların tatil kampları filan? Öğretmenevleri mesela? Bedbahtım! O çocuklar için de hacılar için de. Tüm bu bozuk organizasyon için de.
17 Mart 2020
Sabah kahvaltısında Çin uzmanların hazırladığı el kitapçığının haberini izledik. Whats up ve twitter’de İtalya’daki vakaların videolarını izleyip tırstık. Hasta değilim ama midem bulanıyor ve takatsizim. Sanırım psikolojik etkilenme. Sağlık çalışanlarının mesajları yayınlanıyor. Maskemiz az, yeterli test kiti yok diye bireysel maesajlar atıyorlar. İçim acıyor elimden bir şey gelmiyor . Sıkıntıdan çekmeceleri boşalttım, sabunlu suyla silip tekrar yerleştirdim. Evi çamaşır suyu ve arap sabunuyla sildim. Sokağı izledim uzun uzun. Millet geziyor! Acaba hepimizi eğiten öğretmenler aynı müfredatı kullanmadı mı ki? Mesela Umreden geldikten sonra yurtlarda karantinaya alınmıştı insanlar. Normal. Yurt dışından gelen herkes potansiyel taşıyıcı sayılır. İçişleri Bakanlığı yurt dışı gelişlere 14 gün karantina zorunluluğu koydu! Ancak karantinadan 28 umreci kaçtı! Sanki düşman kuvvetleri sizi alıkoyuyor dayı be, sanki sizi hepimizin hayrına değil özel eziyet(!)etmek için karantinaya aldılar… Neyse , Erzurum’da yakalanmışlar. Acaba biri bu amcalara 1) Aklını başına alması gerektiğini bunun bir toplum sağlığı gereği olduğunu sabırla anlatacak mı? 2) İçişleri Bakanlığı zorunlu karantina demesine rağmen kaçan bu amca ve teyzelere ceza olarak ne uygulayacak? Öyle ya. Ya kaçışta başarılı olup evlerine gidip tüm Erzurum’a da virüsü yaysalardı bedeli ne olurdu?
Tüm dünyada toplam vaka sayısı 183.500’ü geçti.
Bankadan SMS geldi. “SGK maaşınızın bize yatması için verdiğiniz talimatın süresi bitti gelin yeni evrakı imzalayın yoksa maaşınızı çekemezsiniz” diye! E yok artık! Çağrı merkezinden olmazmış. Bizzat banka şubesine gitmem gerekiyormuş. Evdekilerle helalleşip, maske ve eldivenimi takıp gittim kuyruğa girdim. Çok halsizim. Sanırım psikolojik. Kadının biri bana laf attı: “burnunu çeke çeke niye gelip insan arasına karşıyorsun” dedi. Şimdi, önümde iki şık var. Biri: 7 gündür içimde biriktirdiğim tüm cinneti bu kadının saçlarını yolarak giderebilirim.Diğeri: “Ben sağlıklıyım ve zorunlu bankaya geldim sadece koah olduğum için maske takıyorum. Siz niye korunmuyorsunuz” deyip gülümsemek. Her ikisini de yapamadım. Sustum. Çünkü cevap verecek ve ben de ilk şıkkı uygulamak zorunda kalacağım. Bankada çemkire çemkire yeni evrakı imzaladım ve koşarcasına eve geldim. Tüm giysiler kaynar suda yıkandı. Dezenfektan spreyle her yer fısfıslandı. Yemek yaparken youtube’dan radyo dinler gibi Gökhan Özbek, Ünsal Ünlü, Erol Mütercimler, Çağlar Cilara, Said Sefa, Sabahattin Önkibar, Yavuz Oğhan’ı tek tek dinledim. Ağladım… Sanırım sinirlerim bozuldu. Bugün gitarımı tozlu kabından çıkartıp tellerini değiştirdim, akord ettim. Eski Barış Manço şarkıları çalacağım. İyi gelir hepimize.
18 Mart 2020
Sağlık bakanı açıklama yapıyor ama açıklamada akıl tatmin edici bir şey yok. Ben bilim kurulunun canlı yayınlanmasını isterdim vatandaş olarak. İzlemek bilim adamlarının fikirlerini duymak isterdim. Az bilgi verdikleri sürece ister istemez insan oradan buradan gelen haberlere itibar ediyor. Kafamız karışık. Çanakkale zaferinin yıl dönümünde ülkemde ilk kez bu şanlı savaştan daha yukarıda TT olan başlık vardı: Corona virüsü.
Yemek işini hallettikten sonra eski takı kutularımı çıkardım, gereksiz kolye küpe bilezikleri ayıkladım. İhtiyacı olan birilerine veririm sonra. Her gün canlı yayın yaparken ne kadar çok takı almışım bunu fark ettim. Gereksiz ve israf. Balkondaki çiçekleri budayacağım, bitki besini verip saksılarını değiştireceğim. İnternetten saksı siparişi verdim. Sahi o kargocu çocuk da ne kadar korkuyordur virüs kapmaktan 🙁
19 Mart 2020
Ölen sayısında çifte katlanarak artış var. Bir kişi öldü denildi! Bir günde 2 oldu. 93 vaka var açıklaması yapıldı. Her kişi 6 farklı kişiye bulaştırmış olsa bu, 20 gün sonra kare kök gibi yükselerek acayip bir rakama ulaşır. Doğru mu acaba? Yani hastanelerde her gün bir sürü insan hayata veda ediyor . Kim zatürreden kim koronadan öldü nasıl tespit ediliyor? Test yapılmazsa? Kaç kişi enfekte olabilir açıklanmıyor. Şehir söylenmiyor. Umreden dönen hacılar kızların yurtları boşaltılarak yurtlara yerleştirildi. Yurttan kaçan ve otobüsle yolda yakalanan hacılar var. Çok üzgünüm. İnsanlar neden sadece “virüs kapacağını” düşünerek hareket eder? Belki de taşıyan sensin?Başkaları için tehdit olan sensin? Nohut mayasıyla hamur yaptım. İçinde lor peyniri koyduk puf böreklerini yoğurtla yedik. Alışverişe çıkıp süt ve sebze almam lazım. Korkuyorum.
Koahım. Mucize doktoru izlerken çocukluğumdaki temiz kalbime dönüveriyorum. Tıpkı masal olduğunu, uydurma olduğunu bile bile olan bitene gerçekmiş gibi sevinmek uyumadan önce antidepresan gibi geliyor. Sabah gözümü açar açmaz ilk akılıma gelen: Dün gece acaba ben uyurken kaç kişi öldü?
20 Mart 2010
Sabah ekmek almaya yakındaki fırına giderken uzay filmlerindeki gibi sarmaladım kendimi. Herkes fırından çıkmadan içeri girmedim. Lakin anlatılana göre virüs havada 3 saat yaşıyormuş. Yani evden bez çanta götürmem de bir şey ifade etmiyor. Biri benden önce fırına girdiyse ve o tezgahtan para verip ekmek aldıysa ben de riskteyim. Kendimden vazgeçtim. Annem ne olacak? Paraya dokunduğum için ekmeğin içine konulduğu poşeti attım Ellerimi parçalanıncaya kadar yıkadım. Gün boyunca twitter’de olan bitene baktım. Mutfak dolaplarını indirip içlerini sildim, yeniden yerleştirirken ne kadar çok ıvır zıvır almış olduğumu fark ettim. Ne gereksiz masraftı bu! Pirinç süzme hunisi mesela veya hamur kesme aparatı, veya yumurta pişirme aleti! Gereksiz. “Olmasada olur” kavramını beynime yerleştirdim. Utandım kendimden. Yarın iç çamaşırı çekmecelerini ve muftak duvarlarını sileceğim. Hem bedene hareket oluyor hem beynimi “dünyanın sonuna mı denk geldim” düşüncesinden uzaklaştırıyor temizlik… Akşama Murat Ağırel’in şubat ayında aldığım Şaki (sayıştay belgeleri) kitabına başlayacağım. Annem haberlerden vaz geçti dizi zliyor. Zaten yazıktır ona! Sen 85 yaşına gel, bir sürü öğrenci yetiştir yaşlılığında dünyanın pis dilimine denk gel! Kader işte. Onun endişelenmesine ben üzülüyorum. Çocuğummuş gibi endişeleniyorum. Sitenin sauna ve spor salonu kapatıldı. Eğer akşamları bahçede fazla insan olmazsa yürüyüşe çıkacağım. Hava gerekiyor ciğerlere hava! Sağlık Bakanı NİHAYET bugün 2-3 hafta evden çıkmamak gerekiyor, herkes kendi OHAL’ini ilan etsin dedi. Abi ben saçlarımı yolacağım!Bunca zamandır önünde İtalya gibi bir örnek varken neden yapmadın neden?
NOT: iki gündür, bizim için emek veren canla başla çalışan sağlık çalışanlarını alkışlamak için saat 21’de balkona çıkıyoruz. O karanlıkta avuçlarım çatlayana kadar alkışlarken, benim varlığımdan bile haberi olmadan “benim için” çalışan bunca insana kalbimin en derin yerinden minnetlerimi ve dualarımı yolladım. Allah sizi korusun çocuklar.

21 Mart 202 Cumartesi

Uzmanlar, sakın normal hayat rutinini bozmayın diyor. Yani 9’da kalman gerek. Öğlene kadar uyuyup sabah 3’te yatma! Bioritmini bozma. Zaten vaktimin büyük bölümünü okumakla ve mutfakta geçiriyorum ara sıra balkondan sokağa sanki son kez bakıyormuşum gibi bakıyorum. İçim hüzün doluyor. Geçen sene bu zamanlar nasıl saksılara sümbül ektiğimi bulutların ne kadar beyaz olduğunu görüp sevindiğimi hatırlıyorum. Hayat ne kadar değişken. Belki seneye 22 Martta her şey çok daha kötü olacak? Nihayet sanal markete sipariş verebildim. Eve getirecekleri market malzemesi siparişi için sayfa 4 günlük süre açıyor ve bu dört günün sürekli dolu olduğunu söylüyordu. Haliyle siparişi veremiyordum. Carrefour’un sayfasında da ayni sorun vardı. Önümüzdeki 4 gün sipariş almıyoruz şeklinde bloke her şey. Gece yarısı sayfada yer açıldı ve sipariş verebildim.
Gün içinde romanlarımı okuyorum ama yine de canım sıkılıyor. Onlarca roman yazmış biri olarak nedense bilmiyorum bu kaos bana hiç ilham vermediği gibi, yarım kalan romanıma da tek satır yazacak hayal gücüm yok. Sanırım depresyona giriyorum. Ben insanların yaratım güçlerinin sıkıntılı anlarda arttığına inanırdım. Değilmiş.
Çin’den geçen sene 50 tanesi 1 dolara sipariş verdiğim su transferli tırnak desenlerinden yaptım. Kadere bak!
Bugün annemle balkona sandalyeleri attık ve etrafı seyrederek kahvelerimizi içtik. Etrafta ne mi vardı? Pazar kurulmuştu ve kadınlar erkekler ellerinde pazar arabaları meyve sebze alıyorlardı. Fırına giren çıkanlar, balıkçılar, giysi tezgâhlarının önünden geçip giden yüzlerce insan izledim. Balık tutmaya giden yüzlerce insanı da tv de izledim. Realiteye rakamlara ve dünyada bu Pazar olan bitene bakacak olursak:
Hasta sayımız 947’e ulaştı. Toplam can kaybı 21 oldu.
Kartal Adliyesinde ağır ceza mahkemeleri kapatıldı.
65 Yaş üstü insanlara sokağa çıkma yasağı geldi. Ama çıkan olursa kime şikâyet edebiliriz, cezası nedir, kabahatler kanununa göre 350 tl ceza kesilip evine mi yollanacak bilmiyoruz.
Almanya haftada 100.000 test yapıyor, biz günde 2000 test yapabiliyoruz. Almanya’da gençler, evden çıkamayacak yaşlılar için alış veriş yapma ekibi oluşturmuşlar. Ne güzel.
İspanya,’da ölü sayısı bir günde 324 artarak 1326’ya ulaştı. Hasta sayısı 24 saat içinde 19.980’den 24.926’ya çıktı.
İsrail sınırlarını kapattı. Bir ölüm, 883 koronavirüs tespit edilmiş hasta var.
İngiltere’de 5.018 kişide Korona virüsü görüldü, 233 kişi hayatını kaybetti.
İtalya’da son 24 Saatte 793 kişi, toplamda 4825 kişi öldü. Tüm fabrikalar kapatıldı.
Ürdün’de sokağa çıkma yasağı başladı
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkede kurulan Koronavirüsle Mücadele Destek Fonu’na bir yıllık maaşını bağışladı. Futbolcular dünyada korona bağış fonu oluşturmuş ve milyonlarca Euro bağış yapmışlar.
Biz? Kapatılan işyerlerinin kirasını ödeyemeyen ödeyemeyecek olan esnafa, TOKİ borcun geldi diye SMS çekiyoruz.
Susmak dayanılması çok güç bir cevaptır. Gilbert Keith Chesterton

Cumartesi Pazarı Sancaktepe Uysal Caddesi

22 Mart 2020 Pazar
Pazar kelimesi tatil ve sırtını serme anlamları içeriyor. Ancak uyku düzenimiz bozulduğundan her gün pazarmış gibi bir hisle yaşadığımızdan pek anlamı kalmadı. Hoş insan ruhunda endişe yüksek olunca tatil de anlamını yitiriyor. Bugün niyetim youtube kanalıma dezenfektanlardan harab olmuş ellere nasıl evde onarım yapılabileceğini anlatan bir video çekmekti. Ama ne saç ne makyaj yapacak istek var içimde. Kamerayı açıp da önüne paçoz şekilde geçip bir şey anlatmak istemiyorum. Medyada ellerinin halini paylaşan çok insan var. Bunca alkol ve kurutucu içerikle temas sonrası ellerin koruma tabakasının tahrip olması normal. Akşamları vazelin sürüp yün bir eldiven giyip uyumaları gerek. Ve dezenfektan/kolonya kullanımını azaltmak için plastic eldiven giymeleri her temastan sonra atmaları gerek. Netflix’te komik bir dizi varmış. Kızkardeşim aç onu izle şu ruh halinden çık dedi.
Ruşen’in bir videosunun altındaki yorumu okurken yine moralim perişan oldu. Diyor ki:
“80 Milyonun tamamı enfekte olsa %5’I ölse 4 milyon insan yapar.(düşünmesi bile çok acı verici)
Bu enfeksiyon 10 milyon insanı etkilese yaklaşık 500.000 ölüm olur.
1 Milyon insan etkilense 50.000 civarı insan ölür.
Düz mantık oldu işi biraz karıştıralım diyor:
Eğer yoğun bir salgın olursa hasta bakımı ve yatak yetersizliğinden ölüm oranı %6-7 belki %8’e tırmanabilir. Yumuşata yumuşata salgını yaşarsak %4 bir ölüm oranı yakalanabilir…”
Şimdi bunu okudum. Gözümde kazılan yüzbinlerce mezar , ağlayan insanlar canlandı.Nasıl gidip o komik filmi izleyeceğim ? Olasılık gözümün önünden silinmiyor ki?Keşke bir deniz kenarında olsam, en uzak noktaya bakarak dalsam. Yosun koksa hava, çakılların su altında sürüklenişinin hışırtısını duysam minik dalga sesleriyle. Beni iyileştirse deniz.
Youtube’da relaxing nature music açıyorum. Dinliyorum. Kar etmiyor.

23 Mart 2020 Pazartesi
Günü şu verilerle kapattık: Ölü 37, vaka sayısı 1529
İspanya vaka sayısı 33.000 Öü sayısı 2000’i aşmış Fabrikalar çalışıyor, sokağa çıkanların adreslerinin kayıtlı olduğu ve alışveriş fişinin gösterilmesinin zorunlu olduğu bir sistem kurulmuş.
İnternette kuduğuma göre ülkede can kaybı 30’a vaka sayısı 1236’ya çıktı. Kare kök şeklinde çoğalma beni ürkütüyor. Hoş ürkütse ne olacak evden çıkmıyorum.Üstüme düşen görev ne ise onu yapıyorum ve psikolojim bozuluyor. Niye herkes ayni sorumluluğu üstlenmiyor?
2020 Tokyo Olimpiyatlarına katılmama kararı alan ülkeler var. Sanırım ertelenecek. İnsanlar insansız yaşamayı öğreniyor sanırım.

18 Martta koronavirüse karşı tedbirler açıklandı. Söylenen 100 Milyar liralık (TÜRK LİRASI) desteğin 98 Milyarı sermaye gruplarına aktarılmak için ayarlanmış duruyor. Tek tek hesap edip baktım. İç hatlarda uçuşlardaki kdv’nin %1’e indirilmesinin sağlıkla ve tedbirle ne alakası var Allah aşkına? Evden çıkamıyor insanlar. Kaldı ki sanki tüm ülke uçakla ilgili seyahatlerden dertli! Konaklama vergisini almamak koronaya ne kadar bir engel yaratıyor bu pakette bilmek isterim. Konut kredi miktarını ayarlamak nedir ?İnsanlar elektriğini ödeyemiyor çünkü işe gidemiyor. Kredi mi alacak? Tövbe ya!
İşten uzaklaştırılmış sağlık çalışanlarını göreve alan düzenleme yapsana. Şu an çalışanların hali perişan. Yahu maske yok kıyafet yetersiz diye feryad edeni haşlıyorsun!Bu paketin neresinde halka korona tedbiri var biri bana açıklasın. Fransa hemen 300 milyar euro sıktı, merak etme dedi çalışamayacaksın ama ben karşılayacağım dedi , kira ve gaz ödemelerini askıya aldım meraklanmayın dedi. İspanya 200 milyar euroluk paket açıkladı ve etkilenen yoksul kesine harcanacağını söyledi. Italya 25 milyar euro kaynak ayırdı. Trump çıktı hemen 8,5 milyar dolarlık aşı çalışma paketi Verdi. Sonra her vatandaşa 1000 dolar. En son 1,3 trilyon dolarlık ekonomi kurtarma paketi açıkladı. Demek ki neymiş? İtibarlı ülke olmak altın varaklı koltukları olmak demek değilmiş.
Tavan kenarlarına hiç bu kadar dikkatli bakmamıştım. Vledayla köşelerideki örümcek ağlarını alayım diye dört döndüm.. Bulamadım ama iyi oldu. Sildim işte…

24 Mart 2020 Salı
Sinir sistemim bozuldu. Son 4 günde İspanya’da hayatını kaybeden insan sayısı şöyle:
1093-1381-1772 ve 2311 kişi. Bu rakamlar günlük olarak %26, %28 ve %30 luk artışlara tekabül ediyor. Bu hesapla Mayıs ayına vardığımızda 400.000 ölü demek.
Elektrik süpürgesinin sesinin hiç bu kadar rahatsız edici olduğunu düşünmemiştim. Evi havalandırdım. Yerleri süpürdüm. Youtube’dan birkaç yorum dinledim. İçim kıyılıyor. İkinci kitabımı (Şaki) da bitirdim. Yarın Mücella isimli kitaba başlayacağım. Okurken aklım daha az acıyor.
25 Mart 2020 Çarşamba
Gece geç saatlere kadar netflix’te acıklı bir filmi izledik ve ailecek bir daha kaos yaratan şeyler yerine komedi seyretmeye karar verdik. Good Girls en çok önerilen dizi. Dr İyiet’ten siparişim geldi. İnsanın kapısının kargocu tarafından bile olsa çalınıyor olması ne güzel? Evin bir zili olduğunu unutmuştum. Kuşbaşı etli bezelye ve pilav pişirdim. Youtube’dan öğrendiğim yeni bir kup tarifini yaptım ama içim buruk, yani öylesine yaşıyorum gibi bir his var içimde.
Sabah sosyal medyayı turladım keyfim iyice kaçtı. abc Gazetesi sayfasında yayınlanan rakamlar şöyle:
11 Mart: 1 vaka
13 Mart: 5 vaka
14 Mart: 6 vaka
15 Mart: 18 vaka
16 Mart: 47 vaka
17 Mart: 98 vaka, 1 ölü
18 Mart: 191 vaka, 2 ölü
19 Mart: 359 vaka, 4 ölü
20 Mart: 670 vaka, 9 ölü
21 Mart: 947 vaka, 21 ölü
22 Mart: 1236 vaka, 30 ölü
23 Mart: 1529 vaka, 37 ölü
24 Mart: 1872 vaka, 44 ölü
25 Mart: 2433 vaka, 59 ölü
Bu hesaba göre ay sonunda 153.600 vaka ve 31 marta 3.840 ölü ediyor…
Uyumam lazım. Güzel günlerimiz varmış eskiden. Kıymetini bilememişiz. Ömre yazık oldu.
26 Mart 2020 Perşembe
Dr.İyiet instagram sayfasına verdiğim sipariş geldi. Kargocu kutuyu elime verip kaçtı.Halkı çocuk. Ben de koliyi eldivenle açıp içindekileri 24 saat balkonda bekletip. Sonra silip buzdolabına yerleştirdim.
Vaka sayısı 3629, ölü sayısı 75
Dünya genelinde vaka sayısı 500 bini geçti.
Helsinki’ye giriş çıkışlar yasaklandı.
Kanal İstanbul için ihale yapıldı. Şaka gibi! Maliyeti yaklaşık 75 milyar liraymış. Çok gerekli sanki. Bir solunum cihazının (Hoffrichter Carat I Pro Mekanik Ventilatör olarak baktım) fiyatı 23.000 tl. Şaka gibi değil mi?
Trakya’nın solunumu ağaçlarla, insanın cihazla!Her ikisi de öksüz!
Sabah uyandığımda yağmur yağıyordu. Uzun uzun, sokağın karşı tarafında kentsel dönüşüme giren ve yıkılan evin bahçesindeki çiçeklenmiş ağaçlara baktım.Çiçekler meyveye dönüyor, beyaz yaprakları dökülmüş dalların. Tek tük beyaz benekler gibi duran çiçeklerin ardında o perişan, yıkımı durmuş binayı seyrettim. Geçen sene bu zamanlar bahçesinde afacan çocukların koşturduğu dallarından kiraz ve kayısıları topladığı ağaçlar Hiroşima sonrası bitki örtüsü gibi duruyor. Cansız gibi ağaç! Ölü gibi sokak.
Plastik terliklerimle karşı bakkala gidip 25 kuruşluk akide şekeri almayı özledim. Karanfilli. Kırmızı şeffaf olanından. Lüleburgaz’ın ayazını sümükleri akan burnumu, donan ayaklarımı sobaya yaklaştırarak tabanlarımın çözülürken sızlamasını özledim.
Kötülerin cezalarını bulduğu sonları olan filmleri özledim Nankörlerin tüm mahalle tarafından aforoz edildiği, mutlu sonla biten filmleri özledim.
Lisede, okul çıkışı, çekirdek çitleyerek eve yayan döndüğüm yoldaki taşların ara çizgilerine basmadan yürümeyi özledim.

14 Nisan 2020
Anna Frank’ın defteri eminim benden çok daha acıklı ve mahrumiyet dolu.Lakin onu anlayabilmek; o saf cümlelerin içerisindeki yoksunluğu ve sızıyı da anlamak için sanırım bir defteri de birilerinin tutması gerekmiş. Ben çok çabuk pes ettim. 21 Gündür ne elimi sürdüm ne içimden yazmak geldi. Deli tavuk gibi evin içinde dolanıyorum. Önce perdeleri indirip yıkadım yerine taktım, balkonu yıkadım. Cılız bir lale çıkmış tarhın kenarında. Tuttum onun kaderine ağladım. Adı lale kendi yamuk sarı bir huni!Ne bahtsız bir çiçeksin sen dedim. Biraz da kendime ağladım sanki onun nezdinde. Canım Bostanlı’da deniz kenarında bir kayanın üzerine ilişip gözümü ve kalbimi hiç kırpmadan denizle göğün birleştiği yere bakakalmak istiyor.
Bugün 14 Nisan itibariyle test sayısı 33.070, vaka sayısı 4062, ölen kişi sayısı 107. (847 Kişi de iyileşip evine dönmüş. )
Toplam test sayısı 443.626
Toplam vaka sayısı: 65.111.
Toplam vefat: 1403
Toplam yoğun bakım hasta sayısı 1809 kişi
Entübe sayısı: 1087
Toplam iyileşen insan sayısı 4799
Virüs dışında aklımı sızlatan başka bir konu daha var. Tarihe not düşüyorum. Bu yazıdan nasıl mutmain olduğumuzu okuyabilirsiniz. Bugün Salda gölüne hafriyat kamyonları girdi. Ahan da burada!

Bu göl nasıl bir yerdi diye soran olursa o da burada…1.ci Derece doğal sit alanı! Yani Sultan Süleyman olsan dokunamazsın!Milli değer.


Niye? Yani çıplak ayakla dahi basılmaması gereken Salda’nın beyaz kumlarını kepçeyle haldır haldır doğanın onu koyduğu yerden başka yerlere iteliyorlar. Öfkem çok büyük. Hüznüm öfkemi katmerliyor. Neden? Milletin orası zaten. Bahçe orası zaten. Niye?Yahu

About Aysenur

Check Also

“Nocicept” Özenli Bir Türk Markası Yolları açık olsun

Eczanelerde kozmetik rafları ilaçların çok önünde ve girer girmez yenileri fark ediyorsunuz. Nocicept de ilgimi …

One comment

  1. Ah Ayşenur Hanım,
    Nedense bu akşam sitenize bakmak geldi içimden, epeydir YouTube kanalınızdan takip ediyordum siteyi ihmal etmiştim. Fonda bilgisayardan dinlediğim Haris Alexiou’nun hüzünlü sesi ile karantina günlüğünüzü okudum… hıçkıra hıçkıra ağladım… insan olmak kolay değilmiş bir daha anladım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Cildinize Mucizevi Bir Dokunuş Royal CaviarSepette Kupon Kodu Yerine "aysenur" Yazarak Tüm Ürünlerde %20 İndirim Kazanın!

Sepette Kupon Kodu Yerine "aysenur" Yazarak Tüm Ürünlerde %15 İndirim Kazanın!